30 Ekim 2009 Cuma

eğiiiiitttt

Açılınnnnnn karabaran geliyorrr, dağılın bakiiimmm, şuradaki tozları ve örümcek ağlarını biii temizliyimm..
oohhh mis gibim olduu...
bu facebook öldürdü blogları. üstüne bloglardaki sorunlarda tuz biber olduu.
ama en büyük su. biyoda bence...
o yazdıkça yazma şevkimiz artıyordu. o yazmayınca bizimde hevessimiz kaçtı...
bahaneye gerek yokk, en yakın zamanda görüşürükkk ;)

21 Eylül 2009 Pazartesi

???

bloguma ulaşamıyorum, daha doğrusu ulaşıyorum ama açılmıyor ??
kafamı karıştıran ise her blogta bu sorun yok bazıları sadece açılmıyor??

08 Ağustos 2009 Cumartesi

guldik ve açık ekmek

google a baktım guldig denilen bir kavun cinsi için, yoktur böle bişi dedi, dedim allah allah, nasıl olur, nasıl bilmezler, hemen resmini çektim koydum buraya...
çok büyümüyen bu kavun cinsi taddığım en iyi kavun cinsidir. ayrıca çoğu kimse sırf kokusundan dolayı evine , arabasına koyar, çocukluğumuzun bir çok macerasına konu olan bu bitkiyi seviyormuyum neyim :)))
belkide yöreme özgü olduğu içindir.




aşağıdaki açık ekmeğin resmini koymak için çekecektim ama malesef saldırıya uğradı :)))





07 Ağustos 2009 Cuma

Çıralı



Antalya da mutlaka görülmesi gereken bir mekan, Çıralı ve olimpos sahili . çoğunluğu yabancı turistin dadını çıkardığı bu sahil, deniz tosbağalarının yumurtlama mekanı...

çıralı çıkışında hemen antalya ya gitmeyin sakın, anayola çıkışta ulupınara inip havuzbaşı veya daha aşağıda botanik adlı mekanlara mutlaka uğrayın. o an ordan geçmiyor olsanız bile, antalyadan kalkıp kahvaltı etmeye gitmenizi tavsiye ederim...hemüde şiddetleeeee tavsiyeee.

su üzerinde bir platformda dört dörtlük hizmet ile alabalıklarınız ve yemek öncesi mamişlerinizi zevkle yerken bana teşekkür edeceksiniz..




24 Temmuz 2009 Cuma

yüzme dersleri




İlk yüzme deneyimini munzurda babamın belime bağladığı bir kemerle yaşamıştım, malesef başarı ile sonuçlanmamıştı, eeeee deli gibi akan bir nehirde anca batar batar çıkarsın :)))

sonra abimlerle havuzda ilk defa su üzerinde kalabilince "tamam" dedim. sonra gerisi geldi, kurbağalama , kulaç, sırt üstü, köpekleme , kelebekleme, filleme ve su üzerinde sektirme :))))




neyse sıra kuzumun yüzme öğrenmesine geldi, ona küçük bir simit yettii, küçük bir su perisi gibi çıpır çıpır yüzüyor :)))




19 Temmuz 2009 Pazar

girdap


yazmak için sıcak deniz için güzel günlerin gelip geçtiği bu günlerde, köprülü kanyon yolunda güzel bir piknik gününde aspendos un yakınında mangallı, efesli, yüzmeli müzmeli bir günde çok ilginç bir deneyim kazandım :)))

güçlü nehirin ikiye ayrılan kolu bir mesafe sonrasında tekrar birleşiyordu, bizde 4 kafadar, soğuk ve güçlü nehire kendimizi atıp dururken, iyi yüzmeme güvenip iki suyun kesişim noktadına doğru yüzmeye koyuldumm, derken tam birleşme noktasında suyun altına doğru çekilmeye başladım, kulaçlarım ilginçtir işe yaramadı ve kendi etrafımda su beni döndürüp durdu :)))

tavsiye etmiyorum denemeyin, ilk saniyedeki telaşımı atlatamasaydım işler biraz da farklı olabilirdi :)))

neyse herkeşe iiii pineklemeler...

02 Temmuz 2009 Perşembe

susurluk ayranı


Balıkesir gezisinde susurlukta ayran ve tost molası



ortadaki ayran benim :))))

22 Haziran 2009 Pazartesi

mustafa sevinçli


googla bakınca umarım ilk aramada bu çıkar :)))


sınıf ve ev arkadaşım değerli dostum...
özlemişim muhabettini.
iki gece de sabah 3 lere kadar ne konuşulur ki :)))
faruuuuukkkk :)))
yeni okullarınızda ve evinizde huzurlu günler diliyoruz ...

16 Haziran 2009 Salı

babam ve oğlum



arkadaşlar yine kopardılarr beni :)))

15 Haziran 2009 Pazartesi

takdir

video

Cemre abi ve ablalarına takdir ve teşekkür dağıtırken

28 Mayıs 2009 Perşembe

van tu tri

video

kaliteli zaman etkinlikleri ....

24 Mayıs 2009 Pazar

misafirlerim


arada sayaçtan bakıyorum nerelerden bloguma giriliyor diyeeee,
kardeşim bi slm attın bi yorum yazın,
yok...
oku kaç oku kaç...
ahada bloguma gelenlerin dağılımı :)))
bulacam olum sizi bulacam...
gaçamannnnn...







mesela erzincanlı arkadaş önce buketi okuyup sonra bana uğruyon galibaa :))


slm sana ( bari ben slm veriim)





Herkesin adresini vermiim, burdan demi ...
stanbul, Kocaeli, Bursa, Muğla, Antalya, Ankara, Ardahan, Artvin, Kars, Erzurum, Van, Malatya ve Dirbakırdaki misafirlere slm ;)

masaüstü resim


harika denediğim masaüstü resimleri

tıklayın

resim açılsın

sonrada sağ tıklayıp arka plan olarak seçi işaretleyin;))





















22 Mayıs 2009 Cuma

spor

video

şimdiden spora başladık :D

yalnız gövdeyi pek kaldıramıyor gibi....

12 Mayıs 2009 Salı

ıslık

küçüklükten beri ıslık çalabilenlere gıbta ile bakarım, ben ıslık çalmaya çalışırken havayı hem alıp hemde vermeye çalıştığım için, görenler aval aval yüzüme bakarlar, ne yapıyor bu acaba derler ...
ama ne güzel huyum varki, amaaaannn der devam ederim :)))
aşağıda da eşimin dinleme yasağı koyduğu parçayı paylaşiim dedim


04 Mayıs 2009 Pazartesi

zeynoş








iki resim arasındaki farkları bulmayın aramayın bariz ortada zaten :)))

03 Mayıs 2009 Pazar

bir erzurum gezisi daha


evet malesef bir erzurum gezisi daha...

kurs arkadaşları ile tekrar buluşmak çok sevindiriciydi (bülent yokluğun belliydi kardeşşş).

kursa damga vuran olaylar...

-adiiiiyosss :)))

- afganistanlı , kendisi şahit :)))

19 Nisan 2009 Pazar

hoşgeldin







Torunlarının yanında olduğu için mi bu kadar mutlu yoksa mekan mı hoşuna gitti...

Bence ikiside :))))

16 Nisan 2009 Perşembe

gururlanmak



Artvin ilinin, Borçka ilçesinin Demirciler İlköğretim Okulunun pek değerli pıncırları (puket hanımın tabiri ile) tüm imkansızlıklara rağmen köyler arası ve sonra ilçede bilgi yarışmasındaki BİRİNCİLİĞİNİZİ tebrik edip gözlerinizden öpüyorum...

Umarım sizin bu büyük başarınız oradaki bir çok kişinin kafasında danggggg sesini oluşturur...
sevgilerimle...

14 Nisan 2009 Salı

kuzular


video

04 Nisan 2009 Cumartesi

bobilere teşekkür

yine süper bi espiri :))))

süper mario iş başında

03 Nisan 2009 Cuma

son dil ağrım

29 Mart 2009 Pazar

uyusunda büyüsün

video

my new dream









23 Mart 2009 Pazartesi

bir gün yapacam

Ne zamandır yapmayı düşündüğüm bir iş, elaman benden önce davranmış. İlginç olan ise bir çok insanın bu baloncuk pıtlatma işinden zevk alması...

21 Mart 2009 Cumartesi

gülen kuzu

Suyu bu kadar seven bi kuzu daha olamaz sanırım :))))

atıyorsun kazandığınla tekrar alıyorsun

resimdekilerin 3 katı kadarınıda çoktan kızımla hallettik :)))
güzel bir promosyondu :))))


seçim

bobilerde gördüğüm çok güzel bir espiri :))))


17 Mart 2009 Salı

yıldırım

küçüklükten beri şimşek ve yıldırım izlemek beni mutlu eder ( komşumuz şenay abla ile elele tutuşup dönerken şimşek ışıltısına verdiğimiz pozlar bir çok dergi kapağından daha etkileyiciydir)


komik ve acımasız

http://www.bobiler.org/

yukarıda bir arkadaş sayesinde ziyaret ettiğim bir bloğun adresine yer verdim. bence sık kullanılanlara ekleyin, arada ziyaret edersiniz.

Eleştiride acımasız, espiride çok yaratıcılar...

15 Mart 2009 Pazar

pratik yemek

Bi pilav bile yapmamış birinden yemek tarifi almak üzeresiniz, dikkat edin. ( ee cem yılmazın dediği gibi " yiyiciyiz abi biz, yesenize olum!!!"

önereceğim yemeği yapması kolay yemesi daha kolay...
önce domates ve sucuk göcük göcük doğranır...

aliminyum folyo içine boca edildikten sonra, tuz ve karabiber ile karıştırılır. üzerinede kaşar ince ince serilir. Eşim rendele dedi amaa ben üşendim, ne de olsa öle de eriycek bölede eriycek


folyo kapatılır açık kalmayacak şekilde, tavaya konup en kısık ateşte ocağa fırlatılır...


10 dakka sonra yemek hazır.

ordan bu ne ya menemenle aynı filan diyen olursa, dalarım bak.
ayrıca bunun köz üzerinde daha lezetli olacağını düşünüyorum. folyoyu kapat at köze ohhh :)))
dahaa pratik bi yemeğim daha var artık onuda sonra eklerim..
yiyin gariii :)))

14 Mart 2009 Cumartesi

güzel bir fıkra

Bir Fransız generali bir İngiliz generaline
“Neden hep kırmızı giyiyorsunuz? Düşman için çok kolay hedef olmuyor musunuz?” diye sormuş.
İngiliz general, “Böylece kan izi belli olmuyor. Diğer askerlerin de morali bozulmuyor” diye cevap vermiş.
O gün bugündür Fransız askerleri kahverengi pantolon giyiyor...

:)))))) :))))))))))))) :)))))))))))) :)))))))))))

07 Mart 2009 Cumartesi

BİZ ÜÇ KİŞİYDİK

Hoşçakal yusuf hayaloğlu, hoşçakal...
BİZ ÜÇ KİŞİYDİK

Biz üç kişiydik;
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek...

El tetikte kulak kirişte
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık.
Gece uçurum boylarında,
Uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.

Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,
Tüterdi buram buram.
Gizlice ona bakardık,
Yüreğimiz göçerdi...

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,
Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,
Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı...

Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...

Artık yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda...

Bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular...
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
Titredi ve iki yana düştü kolları....
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi...

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı...

Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası
Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası...

Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan...

Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...

03 Mart 2009 Salı

hiç bitmeyen yemek

resmi email ile bir arkadaş yollamış :)))

çok güldüm buyrun sizde gülün.

ha aranızda bu ne be, neresi komik bunun diyenler olabilir veya ben bu resmi görmüştüm falan diyenler de olabilir. onlarında hoşgörülerine sığınıyorum

özellikle sulu yemek sevenler, dışarıda yemek yerken dikat edin...

27 Şubat 2009 Cuma

lülü gelmiş hoşgelmiş


Evimizi şenlendiren değerli dostumuz, hoşgeldin...


romaya vardığında papaya slm söleee...

bol bol resim çek e miii....

20 Şubat 2009 Cuma

göbeğim

bir arkadaş ile kilo hakkında konuşurken, iş inada bindi, dedim bak bloğumda göbek ile ilgili şiir yazdırma bana, netekim yazdırdı. aha da yazıyorum :))) tüm geöbeği ile mutlulara...

Mutluluk getirdin bana ey yüce göbeğim

Köy deviren tarafıma inat senin için beslenirim.

Gölgende karıncalar ve kuşlar besledim.

Tepsiye gerek yok artık sen varken göbeğim

Yemeği kesip spor yaptırdılar

Sensiz mutlu olacağımı sandılar

Ama bir türlü anlamadılar

Sensiz olmuyor ey yüce göbeğim

Her öğün yedim kana kana

Ama sen hiç yüz çevirmedin bana

Gömlek düğmelerini iterek hep göz kırptın bana

Ütüye gerek bırakmadın benim yüce göbeğim...

Yazan : BEN:)))

19 Şubat 2009 Perşembe

radyom yayına başladı

ara tatilde radyo yayını denemelerinden sonra artık saatlerimiz belli olsun di mi.
hafta içi salı ve perşembe saat 23:00'ten 24:00'e kadar...
salı günü türkü ve istekler...
perşembe günü Jazz, Blues ve enstrümantal parçalar...
aktif bir şekilde katılabileceğiniz bir ortam ( ne lan buu reklam gibi oldu. kardeşim isterse kimse gelmesin kendim çalar kendim dinlerim allah allahhhh :)) di mi ama )
di di di diiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii


eee adresss???

işte adressss

http://site.mynet.com/bbaro/

18 Şubat 2009 Çarşamba

taşa bak


işe bakın yaaa sen Artvinde bir kayanın parçasıyken suların etkisi ile kop, derken yuvarlan yuvarlan git güzel bir bayanın evinde boyan derken istanbula gel bi de ordan tüm dünyaya resmini yay

bu güzel hediye tabi bir kaç arkadaşınıda kendi ile getirmişti ama neyse ki konumuz onlar değil . açıkcası bloğunda bu taşları görünce ağzım sulanmıştı tekrar ve takrar teşkürler. gerçi birileri arkadaş arkadaşa teşekür etmez diyor du da neyse boşver o bıngılı :)))

lap topa su döküldü


counter dan baktım. Bazıları benim sayfama google dan "lap topa su döküldü" araması ile misafir olmuş ( gerçi benimkine cadaloz kızım şalgam dökmüştü ama neyse) umarım aradıklarını bulmuşlardır. ben yine özet geçiiim. lap topunuzun tüm elektrik ( pil de dahil) bağlantılarını kesin 3 gün kuru ve sıcak ortamda tutun ve kesinlikle çalıştırmayın.

ara tatilde antalyadayken bebişler üşümesin diye evi fazla mı ne ısıttık ne !!! derken benim bilgisayarda kurumuş şalgam suları gevşeyivermişler. sabah baktım çalışmıyor. neyse istanbulda bakarız dedim. eve yakın bi ..ş.ba servisini aradım ...

-asus ta tamir edebilirmisiniz???

-hallederiz abiii

iki gün sonra aradılar.

-abi lap tobun ana kartı yanmış

-eeee

-anakartı değişecez

-ne kadar tutar

-880

-hönggg

-yapalım mı

-zöng

-abii??

-abiler götürsün seni

-anlamadım

-şey yok kardeşim ben şimdik işteyim sonra arıycam sizi

aciiiyiiip moralim bozzuldu. arkadaşlar git yenisini al yaaa dedilersede

bilgisayarıma olan sevgimm beni engelledi

dedim dur şu anakart fiyatları ne bii bakimmm...

350 ile 400 civarı olduğunu görünce tepem attı. dedim herhalde bunlar 300 e tamir yapacaklar üstünü de kavun, peynir ve rakı alıp lap taobumun üzerinde dansöz oynatarak alem yapacaklar...

neyse hemen internetten araştırma yaptım 4 yer belirledim tlf aradım, fiyat filan aldım uzatmiiim. en son kadıköyde bir elektronikçi iş hanında 280 e tamir ettirdim ve de ne güzel ki şimdik size yazabiliyorum :DDD

14 Şubat 2009 Cumartesi

osuruk maçı :))))

üniversitedeyken ilk yıllarda yurtta kalıyordum. 8 kişilik odada aynı sınıftan arkadaşlar ile barınıyorduk :)))
bir akşam üstü lavaboya uğramıştım elimi yüzümü yıkarken lavabonun köşesine yaslanmış iki yakın arkadaşımın sohbet etmekte olduğunu gördüm. derken yanımıza aynı odadan bir arkadaş geldi. 4 kişi çökmüş sohbet ederken sigara tüttüren lerden biri kaçırıverdi bırrrtttt. diğer arkadaşta arkadaşı bozmamak için
- bir sıfır öndesin dedi hemen akabinde booorttttt diye salladı sonra bir bir dedi.
-sonradan gelen arkadaşta şoka girdi tabi
derken ilk golü atan bi tane daha salladı bırtttttt
-durum iki bir dedi
bunun üstüne şoktan çıkan arkadaş orta sahadan salladı
bııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııırtttttttttttttttttttttttttttttrtttttrtrtrtrtrtrtrrtttttttoooottrrrtttt
-sonrada sevinç naraları atarak ben kazandımmm diye çığlık atmaya başladı.
diğer iki arkadaş hadiii len bu basket maçı mı bu bir sayılır dediler
aklıma geldikçe halen güldüğüm bu olay tam bir çok güzel harerketler bunlaralıkkkkkk

12 Şubat 2009 Perşembe

bilgisayarım bozuldu :(((


Yazma eylemi bende içten gelen bir dürtü olmasına rağmen bu dürtüyü artıran dış etmenler yok değil...bloğumdaki sayaç bana sizler hakkında birazcıkta olsa bilgi veriyor. birilerinin yazdıklarımı okumasıda bana haklı olarak haz veriyor ( kafiyemi yaptım ne :)))
bilgisayarıma kavuşunca daha sık görüşmek üzere...

01 Şubat 2009 Pazar

çok güzel hareketler bunlar

"bıçağı asağa koymuş"

"benimkini sola koymuşta ne olmuş , ağzı bu tarafa bakıyor "....

süper yaaa

25 Ocak 2009 Pazar

geometrik şekiller




video


Yukarıdaki birdanem ile kaliteli zaman geçirmeye çalışırken, beşik cevabı beni bayaa dumur etsede , kuzumun yaratıcılığına hayran kaldım :)))


kıvırtma

video

kısa bir kıvırtma ama etkili :)))

ali baba ( kaliteli zaman etkinlikleri)

video

ali babanın çifliğini finolar basmış :)

20 Ocak 2009 Salı

yemekteyiz

Bu aralar tv de bir program var sanırım izlemeyen yoktur. yemekteyiz ( zıkkımdayız).

üniversitedeyken çok güzel yemek yapan bir ev arkadaşım olduğu için genelde salata dışında pek bi yemek yapmış değilim ( bi çorba veya pilav bilem yapmış değilim ).

netekim ( bu kelime de bana erdal ereni hatırlatıyor ???) ben bu yarışmada olsam ne yapardım diye düşünüyorum bu aralar :))

- menüyü alanca büyük ihtimalle şok yaşarlar
1-ekmek
2-su
3-soğanın cücüğü
4- dut kızartması ( bi ara nasıl yapıldığını anlatırım, talep gelirse tabii)

her bir misafirin tabağına 5 cücük koyarım
sonra da kenera çekilir katıla katıla gülerim :)))
inadına gittiğim her evde de tabakları silip süpürürüm
hepsine de 10 verirrim
ne demişler ( mı dur hevdın bugın) benden uzak birbirinizi yeyin :)))

16 Ocak 2009 Cuma

Melekale

ERDAL BAYRAKOĞLU güzel söylemiş, buyrun dinleyin...

Başta giriş ağır ama müzik sonra hızlanıyor ( az bişi dinleyip ehhhhh diyeceksen hiç açma kardeşim, kızdırma adamı, tovbeee tovbeee,üç dinlemeden sonra

başlıycan mırıldanmaya, garantiii veriyorum, melekale ti galii meleka titi galii :))))

15 Ocak 2009 Perşembe

şoray uzun yolda

+18 küfürlüdür dikkat

Facebookta arkadaşın gönderdiği aşağıdaki video bayaa güldürdü beni

buyrun sizde gülün

09 Ocak 2009 Cuma

çekirdek aile


04 Ocak 2009 Pazar

zeynebim


zeynep bu güzellik var mı soyunda

elvan elvan güller biter bağında

arife gününde bayram ayında

zeynep'im zeynep'im allı zeynep'im

beş köyün içinde şanlı zeynep'im

zeynep'e yaptırdım altından tarak

tara zülüflerin bir yana bırak

zeynep'e gidemem yollar pek irak

zeynep'im zeynep'im allı zeynep'im

beş köyün içinde şanlı zeynep'im

söğüdün yaprağı narindir narin

içerim yanıyor dışarım serin

zeynep'i bu hafta ettiler gelin

zeynep'im zeynep'im allı zeynep'im

beş köyün içinde şanlı zeynep'im

kangal'dan aşağı mamaş'ın köyü

derindir kuyusu serindir suyu

güzeller içinde zeynep'in huyu

zeynep'im zeynep'im allı zeynep'im

beş köyün içinde şanlı zeynep'im



31 Aralık 2008 Çarşamba

MUTLU YILLAR

küçükken hep heyecanlanırdım yeni yıl ne getirecek ne getirecek????
bana zaten en sevdiğimi getirirdi, lapa lapa, bembeyaz bi dolu kar getirirdi...

herkese bi ton sağlık, bi ton mutluluk, bi ton da para getirmesi dileğiyle ( mümkünse paralar bozuk para olmasın )

MUTLU YILLLARRR

30 Aralık 2008 Salı

şöförlük

bir süredir kafamdaki bu konu hakında yazma istediği duyuyordum ,,, aşağıdaki videoyu da izleyince!!! ertelemeden yaziiim bari dedim...

ehliyet alırken pratik yaptıkça arabayı kullanma yeteneğimiz artıyor. arabaya olan hakimiyet arttıkçada kendine güven yükseliyor. daha sonra insanlarda kendine güvenin etkisi ile kurallara uymama, hız yapma ve başkasının trafikteki önceliğine el koyma gibi istenmedik özellikler ortaya çıkıyor...

zor bir kavşakta çıkmakta zorlandığım bir gün, karşı yönde gelen şöför hızını keserek geçme önceliği kendisinde olmasına rağmen ( arkasında da araç yokken ) benim geçmeme izin verdi. o zaman anladım trafik evriminin son basamağında insan trafikteki herkesi düşünen bir canlıya dönüşüyor. BEN bu insanlara şöför diyorum... ötesi ya trafik canavarı yada trafik canavarcığı diye adlandırılabilir...


VİDEO + 18 dir dikkat

29 Aralık 2008 Pazartesi

ZEYNEP

Bir kuzucuğumuz daha olduu...




28 Aralık 2008 Pazar

yeni bir görünüm

Arkidişler yeni bir görünüş oluşturalım dedik umarım beğenirsiniz... ( dedik dediğime bakmayın direk ben dedim yanımda kimse yoktu, e madem yoktu neden dedik diyorum, arkamda sağlam bir topluluk var hissini mi uyandırmaya çalışıyorum, belki evet belki belki, belkide hereeeeeee
şomiyen şu tarafta ( iç içe parenteze de bayılıyorum, şomiyen hikaayesini anlatırmıyım bilemem, çünkü biraz belden aşağı olabilir, belkide olmayabilir ( tamam bu günlük bu kadar kaybollll...)))

27 Aralık 2008 Cumartesi

anladım

Usta yazmış vallah,,

sonuna kadar dinlemeni şiddetle tavsiye ederim ...

25 Aralık 2008 Perşembe

kaplan beslemek

Adamı işe almışlar, adam da zanetmişki kaplanlara yemek verecem. kafese girdiğinde yemeğin kendisinin olduğunu anlaması geç olmamış :)))))))

20 Aralık 2008 Cumartesi

sıcak ekmek


küçükken ekmek fırınları evimize yakın olduğu için ekmeği sıcak sıcak yeme şansımız vardı.

babam fırından aldığı sıcak ekmeği anında sofraya yetiştirirdi. sıcak ekmeğinde ortasına yağı sürdümü allllaaaahhhh kuzucuklarına yedirirdi

şimdi baba olduğum için daha iyi anlıyorum, eve sıcak ekmek taşımanın zevkiini...
evimin altında bir fırın var ve sanırım ben bu aralar sıcak ekmek taşıma işini abartıyorum..
Bu arada açık ekmek yeme şansınız oldu mu hiç????
bir yerde görürseniz mutlaka deneyin...

14 Aralık 2008 Pazar

bush'a ayakkabı

hatırladığım kadarıyla, o ayakabılar, saddamın heykeline de şap şap diye vuruluyordu...

08 Aralık 2008 Pazartesi

pimpirik baba & elektriklenme

cadoloz cemremin saçları tiken tiken ( ben de çok pimpirikmişin beee, okan koşşşş kşşşş :))))

video

06 Aralık 2008 Cumartesi

misafirimiz yusuf

Geçen gece üniversiteden arkadaşımıza uğrayalım dedik. laf lafı açıp zaman ilerlerken, mılışımızın uykusu geldi ve biz evin yolunu tuttuk. gece 1.30 gibim herkes datlu datlu kestirirken ben de yavaştan yavaştan uyiiiim dedim. cemrenin bezinin kokusunuda evde yayılmaması için, küçük tuvalete atiiim de bari öleee uyiim dedim. bi baktım tuvalet kitli ?????
nasıl olur????
içerden kitlenebilir ancak????
olur mu böle şey????
içerde hırsız mı var acaba????
derken yusuf yusuf yusuf geldi....
3.30 a kadar kapıyı açmaya çalıştım. bi yerden kapıyı dinliyorum, bi yerden kapıyı zorluyorum. en son kapının içerden bile açılmasını sağlayacak mekanizmayı çıkarıp kendimizi garantiye aldım. bir makas ve demir keratayı alıp yatağın yolunu tuttum. sesizlik içinde kulağım kapıda uyuyuvermişim...
rüyamda kapının önünde ben ve yusuf beklerken, birden birinin küçük tuvaletini yaparken kii sesini duydum. yataktan bi fırlamışım ( tabi yusuf bağırıyor yusuf yusuf yusuf) anladım rüyaaa. amaaan dedim tekrar uyudum.sabah öğrendik ki o kapıda bi sorun varmış .....
korku filmi gibim bi geceydi yaniiii anlıycanııızzz :))))

29 Kasım 2008 Cumartesi

mılışımız

video

Bir pazar günü kedi cemre kuş peşinde :))))

27 Kasım 2008 Perşembe

mimlenmişik

bari bilgeyi mimlemede onu da ben mimleyim...
şimdi ben kimi mimliycem...tovbeeeee tovbeeeeeeee

GARİP HUYLARIM

Bikerem bana kar şakısı yapılmaz, kesinlikle altta kalmam :)))) (en son bir ingilizceci arkadaşa kendisi kadar kartopu atmıştım :))))

acayip bahane bulurummm ( yok efendim işin aslı m.ö. dayanmaktadırrr, falandır da filandır...)

fıkra arşivim çok fazladır, genelde bana anlatılan bir çok fıkrayı anlatanın ağzınaa tıkarım :)))

spor izlemektense yapmaya bayılırım...

döverek severim :)))))))

25 Kasım 2008 Salı

heroes

bir hafta bekle sonra beğendiğin dizi 40 dakka da bitiversin. üstelik tam ortasında gıcık bir şekilde reklamları izle öğğğğğ
ne güzelki aşağıdaki siteden 2 aylık bölümü bir günde bitirmiş bulunuyorum, oh beee rahatladım

23 Kasım 2008 Pazar

nar yeme şekli 2

geçen eklediğimiz nar yeme şekline çok fazla teşkür aldığım için, üşenmedim yeni bir nar yeme şekli yayınlıyorum....


evet geçen yayınladığımız nar yeme şekli için fazla kuvvet gerektirdiği için daha nazik olanlar için biraz daha kibar olanını anlatiiim. (üni. arkadaşım fahrinin annesinden öğrenmiştik)

önce narın üst bölümünü bıçakla keselim (resimde çok alttan kesmiş, ben daha üsten kesmenizi tavsiye ediyorum, yoksa şıp şıp diye nar lekesii iğiyyy)



sonra narın damarlarından altına doğru bıçak ile ince bir şekilde çizilir.


tüm damarlar resimdeki gibi bıçakla çizilir (yine resimdeki çok derin çizmiş) . ..

en son olarak nar iki avuç arasına alınarak ayrılır. artık nar elma dilimleri şeklinde tabağınızda sunuma hazırdır... ( yine de ben birince tekniği daha çok seviyorum, kendi buluşum olmasından kaynaklı olabailr :)))

Zaman

zaman ağır bir bataktı sanki.... (bize düşen yanmaktır 2001)

zaman dediğimiz kavram insanların uydurması. o kadar gerçekçi ve etkileyiciki, herkesi etkisi altına almış. çok uzun yazmamayı ilke edinmişken bu konudan nasıl çıkacam ...telaşlandım birden.

örnek 1: canlıların yaşları vardır ama herbirinin yaşamını sonlandırma süresi faarklıdır. hücresel anlamda bir hücrenin yaşam süresi farklıdır burdan yola çıkarak 40 yaşında herkes aynı ölçüde yaşlanmaz

örnek 2: herhangi bir olayın gerçekleşme süresini değiştirirsek zamanıda değiştirmiş oluruz.

misal dünyanın kendi etrafında dönme süresi dünya için böyledir. sadece bizim gezegenimiz 365 gün 6 saat te yıldızının etrafında dolaşır.

öfff ne karıştı demi kafanızzzz. aslında amacım güzel bir paylaşım yapmaktı.
zamanımı yaşarken sevdiğim dizileri hep kaçırırım. şimdi öyle bir site buldum ki burdan çok beğendiğim dizilerin izleyemediğim bölümlerini izleyebilirim...

TAVSİYE DİZİLERİM

Big Bang Theory 1.Sezon (bir kaç bölüm izledim, komedi, )

Dexter 1.Sezon (bir kaç bölüm izledim, psikolojik gerilim, )

Dr. House Md 1.sezon (izlemeyi planladığım ve bir türlü başlayamadığım, )

Heroes 1.Sezon (2 sezonunu peş peşe izledim)

How I Met Your Mother 1.Sezon (2 sezonunu peş peşe izledim)

Kyle XY 1.Sezon(izlemeyi planladığım ve bir türlü başlayamadığım, )

Lost 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)

Prison Break 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)

Smallville 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)

South Park 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)


nerden mi izleyeceğiz :))))
işte burdaaa
http://www.canlidizi.com/index.php

18 Kasım 2008 Salı

yeni bir fıkra

fen okulu gurubundan aldığım bir fıkra ;)))
bence gayet doğru, bu konu ile ilgili bir yazı yazma planımıda tamamlamış bulunuyorum.

Kadınların gidip kendilerine erkek (koca) seçebilecekleri bir erkek dukkanı (magazası) açılmıstır. Magaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkca erkeklerin nitelikleri de yukselmektedir.
Magazada sadece tek bir kural gecerlidir: herhangi bir katın kapısından iceri giren kadın o kattan alıs-veris etmek zorundadır ve eger bir üst kata çıkmak isterse tekrar aşagı katlara inemez.
Bir gun bir grup kız arkadaş kendilerine erkek seçmek icin magazaya gider.
Ve....1. KAT'ın kapısında şunlar yazılıdır: Bu kattaki erkeklerin calışacak bir işleri var ve çocukları da severler.
Kızlar yazılanları okur ve şöyle derler: Eh hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım'.
2. KAT'ın kapısında yazılanlar: Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar.
Kızlar: Hmmm hiç fena degil ama acaba bir üst katta ne var ?
3. KAT : Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var çocukları severler son derece yakışıklıdırlar ve ev islerine de yardım ederler.
Kızlar:Aman Tanrım cok etkileyici ama yukarıda baska katlar da var.
4. KAT : 'Buradaki erkeklerin işleri cok iyi çocukları çok severler gayet yakışıklı olup ev işlerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler.
Kızlar çıglık atmaya başlarlar: 'İnanılmaz bir üst katta bizi neyin bekledigini bir düşünün!; Ve bir kat daha çıkarlar...
5. KAT'ın kapısında sunlar yazmaktadır: 'Bu kat bostur ve sadece kadınları memnun etmenin mumkun olmadıgını kanıtlamak icin konmustur. Çıkış soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız

15 Kasım 2008 Cumartesi

tenis


2 aylık bir tenis dersinin ardından ilk turnuvama katılmış bulunuyorum...
3 maçtan iki tane kazanırsam gruptan çıkabileceğim söylendi. ilk maçı yaptığım kişi hakkında küçük bir araştırma yapiiim dedim. aldığım cevap biraz ümit kırıcıydı.
- büyük ihtimalle turnuva birincisi olacak kişiymiş :(((((
böle bir olayda küçükken yaşamıştım. tunceli anadolu lisesindeyken yeni öğrendiğim satrançı bir turnuva ile sınıyim dedim. ilk rakibim türkiye 2. olunca boyumun ölçüsünü çabucak alıverdim. ikinci maçı ise elemanın kardeşi ile yaptım, sonuç malüüm ( bunlar evde habire maç yapıyorlarmıymış neymiş , sinir oldum çelme takıp ikisini birbirine vurdurma planımdan son anda vazgeçtim) neyseki üçüncü maçımı kazandım da eve puansız dönmedim. o olaydan sonra satrançtan aciiip soğudum.
düşünsenize iki tip karşı karşıya oturmuş (ben genelde hızlı oynarım, rakibi beklerkende aciiip sıkılırım, artık hayal dünyasında gezinirken, bir ses gelir sıra sende.... pişti mi haa pardon :)))
sonra bakarım... allah belanı vermesin bunu mu oynadın leeen, iki saatir bu hamle için mi bekletiyon beni, tovvbeee tovbeee...çaaattt paaattt :)))
neyse uzatmiiim ben bu gece
6-3
ve
6-0
yenildim. artık önümüzdeki maçlara bakceeez
gruptan çıkarsam haber veririm, bir haber çıkmazsa, sizde sormayın anlayın artık tammaaaam mııııı...

haydar



çok sevdiğim bir öğretmen arkadaşım, öğretmenliğinin ilk yılında yukarıdaki tebeşirle ilgili bir olay yaşamıştı.

arsızlıkta okul birincisi olan ve hatta okuldan uzaklaştırılması için hakkında toplantı yapılan bir öğrencimiz, öğretmenimizin dersinde zıvanadan çıkmış. tepesi atan ve aslında öğrenci dövmeye karşı olan öğretmenimiz dayanamayıp elindeki tebeşiri öğrencimize doğru fırlatmış. şans bu ya tebşirde sıyırıp geçmiş öğrencimiz gazi olmuş. sonra da bir dilekçe hazırlayıp öğretmenini idareye şikayet etmiş.

üşenmedim o tebeşiri getirdim ve sizin için sordum...

- öğretmenin elinde tahtaya dürtülürken ne yazılıyordun?

- yabancı bir dildi sanırım, what is your name mi ne öle bişi iştee....

- peki sonra ne oldu.

- arkada tombiş bir öğrenci vardı habire konuşuyordu. bi baktım öğretmen havada daireler çizdiriyor bana... sonra beni fırlatı verdiii.. havada süzülürken gözüme tombişi kestirdim. aslında duvara fırlatılmışken, merkez kaç kuvvetinin etkisi ile falso aldım ve tombişin üzerine atladım.tuttum yakasından. ne bıdı bıdı anlatıyon kardeşim dedim baktım laftan anlamıyor, yermisin yemezmisin, sonra kendimi kaybetmişim tabiii..

-geçmiş olsun diyoruz öyleyse...

sonrası mı??? evet artık öğretmenimiz hiç bir öğrenciye tebeşir fırlatmıyor. tahta kalemi kullanıyor artık ve de bıdı bıdı yapan öğrencileri alıp direk tahtaya fırlatıyorrr :))))

tanerbaba


tanerbabanın (gerçi ben babalık konusunda 2-0 öndeyim ama onun benden daha çok çocuğu var, nerdeyse tüm üniversite :)))) gönderdiği afişi sizlerle baylaşmaktan büyük gurur duyuyorum...
bir dönem "sızı" ve "bize düşen yanmaktır" isimli tiyatro oyunlarında yer almıştım ama üniversite bitince tekrar izleyici koltuğuma geri döndüm. görülüyorki birilerinin izleyici koltuğuna oturması engelleniyorr :)))
çok iyi bir yönetmenlik yapacağından eminim (yeterki sinirlerine hakim ol :)))
kocaman öpüldün ;)

07 Kasım 2008 Cuma

tersname

sevgili bilgenin bahsettği türküyü bende size dinletiiim bariiii ;)
yüklenirken biraz bekleyebilirsiniz, hemen kaçmayınnn
kimeee diyorum kaçma kardeşiiim...
bak halaa elii kayıyor ...


TERSNAME - Hüseyin Turan

30 Ekim 2008 Perşembe

Bakış açısı

İstanbulun Fethini hep ders kitaplarından okumuştuk. Ereğlideyken SON BÜYÜK KUŞATMA 1453
adlı bir kitap aldım. merak ettim yabancı bir gözden bu olay nasıl görünüyor???
Farkına vardım ki olaylar hakkında yabancılar bizden fazla not tutmuşlar, doğal olarak ta kendilerini mazlum karşı tarafı ise zalim göstermekteler. kitabı bitirdim ama sonunda da
nasılmışşşşş dedim içimden
karşı tarafa sesleniyorum yiğidi öldürün hakkını yemeyin kardeşiiim
bu arada istanbulun ismi hakkında da bi merakım dinmiş oldu.
güya mehmet islamın bol olduğu yer diye isim takmış, islam bol, islambol, islamgoool, istangol, istanbol, istanbul...

29 Ekim 2008 Çarşamba

İstanbul gezileri 1

ilk tenis maçımı gerçekleştireceğim gün olmasından dolayı heyecanla başladığım güne elişin tehdidi gölge düşürdü.
"ya beni gezmeye götür ya da bugün doğururum"
pendik sahil yolundan kadıköye arabamızla yola çıktık. Caddebostana geldiğimizde yol tıkanmaya başlamıştı.trafik tıkanınca etrafımıza bakma imkanı bulduk. gerçektende çok modern ve elit bir semtte olduğumuzu anladık. sanırım bu tatil gününde tüm kadınlar eşlerini tehtid ederek dışarı çıkarmayı başarmışlardı. gerçi güneşinde bunda etkisi çok fazlaydı.
kadıköye gidemiyeceğimizi anlayınca sahile dönüp park ettik. sahil kenarının bu kadar renkli ve eğlenceli olması bizi çok mutlu etti.
daha güzel bişi varsa o da tenis maçına yetişmem oldu tabiküneeee
sonuç olarak istanbulda mutluyuz ( madden olmasa da...)
bu arada fatihin istanbulu fethi ile ilgili bir kitap okudum. bir diğer yazımda aktarırım artık...

28 Ekim 2008 Salı

Yasak Kardeşim Giremezsin

kısa bi süre bloglara giriş yasaklandı...
aciip gıcık oldum var yaaaa... bu zihniyet hiç değişmiycek sanırım...matbaayı da aynı zihniyet yasaklamadı mı??
youtube yasak güya ama millet şakı şakır giriyor... eee ne anladım ben bu işten....
problemi çözemeyince bu soru yanlış kardeşş demeye getiriyorlar...
iyisimi bloğumu bir dosyaya kaydediiim de, sonraları bakmak eğlenceli oluyor...
yasaksız günler dileğiyle...

21 Ekim 2008 Salı

Ağlamalar

AĞLAMALAR
gördüm babaların ağlamasını
dalları düğüm düğüm
gövdesi kahve falı
bir zeytin ağacını köklemek var ya
sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı
kazma vurmak var ya beş yüz yıllık meşeye
acısını duymak var ya kopmanın
babaların ağlaması işte o
babaların ağlaması öyle zor
gördüm babaların ağlamasını
anaların ağlaması bir başka
anaların ağlaması bir ayrı
anaların ağlaması bir beter
dövülen döş
yolunan saç
kan damlayan bir çığlık
ağustosta çam ormanı yangını
sokaklar alanlar evler kapılar
mutfaklar kilerler ocaklar ağlar
zıbınlar beşikler uykusuzluklar ağlar
ağlaşırken analar
dağ taş toprak ağaç su yıldız
yeşeren buğday ağlar
savrulan saman ağlar
ağlaşırken analar
kanın umdun hakkı
sütün ekmeğin hakkı
ne söylersin bre ozan
durur tek tel üstünde inceden sızlaşmağa
bütün bir evren ağlar ağlaşırken analar
gördüm babaların ağlamasını
anaların ağlaması bir başka
anaların ağlaması bir beter
23.temmuz.1980 / hasaN hüseyiN
üniversite yıllarımda okuduğum hasan hüseyin in bu etkileyici şiirini bu gece resmen yaşadım. yolculuğa çıkmaya hazırlanan orta yaşlı bir amca ve teyze, sakin bir şekilde servisi beklerken bir telefon görüşmesi geçekleştirdiler. derken yeri, gögü, dağı taşı kendi ile ağlatan bir haykırış...

09 Ekim 2008 Perşembe

bilgemin postası

canım benim, çok güldüm vallla...

buyrun sizde bakın ustanın karikatürüne...


04 Ekim 2008 Cumartesi

Black cat white cat

Üniversitedeyken sinama topluluğunun düzenlediği bir filme gitmiştik. Film başladı.... bi baktım , bulgaristan da geçen bir filmin içine düşmüşüm. usta bir yönetmen ve usta oyuncular dışında müziği de enfesti. yıllar sonra filimi tekrar izlemek istediğimde yanlış isim ile arayınca doğal olarak bulamadım. geçenlerde salih arkadaşın verdiği bir isim ile kutsal bilgi kaynağına danışınca, şıp diye film, müzik önüme döküldü. filmi bulabilirseniz izleyin müziği aşağıya koydum buyrun bi de siz dinleyin. ama sonuna kadar dinleyin kafamın tasınnı attırmayın....

Bubamara (Main version) - No Smoking Orchestra

30 Eylül 2008 Salı

şeker bayramı



biz küçükken mahalenin afacanları ki biz onlara pijjj bekirleri derdik, poşetlerle mahale mahale dolaşıp şeker toplarlardı. onlara takılma isteği hep gururumuza takıldığı için abimle en fazla yan komşunun bayramını kutlamışızdır. bu olaydaki en önemli kişi olan babam yiyebileceğimizden fazla şekeri önümüze koyduğu için bizimde şeker eşkıyası olma durumları buhara dönüşmüştür.


lafı uzatmadan tüm büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperkene bayramınızı kutlarım...

22 Eylül 2008 Pazartesi

kemer

daha uzun görüntü isteyenler için
kemerde cemrenin su keyfi :)))

video

17 Eylül 2008 Çarşamba

sayıları sayarken

videoyu tıklayabilirsiniz

video

15 Eylül 2008 Pazartesi

kapı kilidi

malesef bozulmak ile çalışmak arsında kafası karışık bir kapı kilidimiz var ...
geçen gün üni. arkadaşımızı eve çay içmeye çağırdık. kısa bir süre için de evden ayrıldık. geri geldiğimde malesef kapı açılmıyordu. aldımı beni bir telaşşş, neyseki şimdik burda açıklamıyacağım bir teknikle kapıyı açıverdim. bu teknikle kilitlenmeyen bir çok kapı rahatça açılabilir. o yüzden evden ayrılmadan mutlaka kapıyı kitleyin, hatta bubi tuzağı bile kurabilirsiniz.
NOT: gözünü sevdiğim borçkada kapı açık uyusan bile uykun kaçmazz

08 Eylül 2008 Pazartesi

okul açılışı

43 kişilik bir sınıfın sınıf öğretmenliği verildi, 6 lar 50 ye yakınmış :(
sınıfıma girip öğrenciler ile tanışmaya başladığımızda 30 kişiye yakın bayburtlu olduğunu gördüm. öğrencilerimden biri de çok harika bir şov çıkardı...
Okula başlamak çok güzel, özlemişim :)
video

06 Eylül 2008 Cumartesi

ermenistan maçı





hepsi boş aslında, cimbommuş fenermiş, ermeniymiş değilmiş, müslümanmış budistmiş
asıl olan insan olmak....

04 Eylül 2008 Perşembe

tenis


yeni bir spora başlamanın mutluluğunu yaşıyorum :)))
üye olmak için gittiğim klüpte gerrekli evrakları doldurup doktora onaylatmamı söylediler. bende sallana sallana işleri bitirip klube döndüm. görevli bugünkü kursa katılıp katılmayacağımı sordu..
ben de ne raket ne de ayakkabı vardı. bir gün önceden sohbeti koyulaştırdığımız görevli;
hocam dur daa sanaa raket buluruz ...
uzatmadan yorucu bir çalışmadan sonra tenise başlamış bulunuyorum, ilk maçımı resimdeki mekanda gerçekleştirecem:)))

02 Eylül 2008 Salı

balıklar

2oo1 de ev arkadaşımın düğününe gittiğimizde, dikilide denizin üzerinde bir platformda müzik eşliğinde demlenirken, suyun altındaki ışıklardan dolayı toplanan büyük balıkları izlerken acayip kıllanmıştım ( ne uzun cümle oldu yavvvv). Kendimi üzerlerine atmamak için zor tutmuştum :)
bu ruh hali nedendir bilinmez yine üzerime çullanmış durumda :)))))

31 Ağustos 2008 Pazar

istanbul

Gelir gelmez esski arkadaşlar ile buluşmak çok güzel :)))
Üni. sınıf arkadaşım mustafa, eğitim fak. takım arkadaşım ümit ve de şu an için telefon ve internet ile görüştüklerim :)))
dolu dolu geçecek günler.... İyiki gelmişimmmmm :))) Borçkanın tadı halen damağımda ama boludan artvine gittiğimde ki kırgınlık yok üzerimde?????
borçkada sınıf ve branş öğretmenliği yapacak 2 ve 4 yıllık fakülte mezunları aranıyormuş.....
kızımın hemşerilerine üzüldümm....
bu aralar spor merakım depreşmeye başladıı, dün 21 de bitten iki maç yaptık bire bir olduğu için çok yorucu geçtiii, eski formuma kavuşmam biraz zamanımı alacakkk... bi de tenis merakı başladı kendime çok güveniyorum ama göründüğü kadar kolay değil sanırım....
geçen avrupa yakasında sarıyere geçtim, biraz zorlandım ama düşündüğüm kadar korkunç değilmiş, en önemli şey cesaret...
böyle daldan dala zıplamamın sebebi bir süredir aklımdakileri yazamayışım, sanırım toparlamadığım için de böyle dağınıık oldu... sorun mu bu ... bence değil :))))

15 Ağustos 2008 Cuma

iş arkadaşları :)))


bu resimdeki iş arkadaşlarımın o an neler düşündüklerini yazmadan geçemiycem;

ben: 1.250+yol+eşin yolluğu+kira-araç-işçi=????? offfff

Muhammed: tabiki bu resimdeki en yakışıklı benim... sanırım baranda 3 e yakın yolluk alır...

Bekir: kaçırsam daha mı az masraf olur acaba, bu arada müdürün en önde olması gerekmez mi laaaannn

Mustafa: ya ne laf anlamaz adam yaaa, saati 75 diyorum hala tuturmuş ne diyorrr...

Mikail: şöle deniz kenarında olsam ayaklarımı suya uzatsam.... şarıııll şuruuulll dalgalar, bir elim yağdaaa bir elimm baldaaa offff offf offff

puket: aman da yerim genişliycek aman da yerim genişliycek, artık koltuğa da uzanırımmmm...

esengül: bekle kanada ben geliyorum...

arzu: bu köyün ağası benem :)))

cemile: kerimi tekrar askere yollasammm mı acaba :)))

Tülay: iki makina var hangisine baksam acaba... dur hasan diğerine bakıyor, bende buna bakiiiim :)

Hasan: bizim makina buydu dur ben bizim makinaya bakiiim

10 Ağustos 2008 Pazar

bilgem gelmiş hoşgelmiş :)


Borçka yoldaşımız biricik ablamızla, finikeden felekten deniz çalmanın keyfini sürdük...

en yakın zamanda görüşüürüüzz di miii :)))

09 Ağustos 2008 Cumartesi

bowling


rakip arıyoruuummmm....

nar yeme şekli :))))



Bu önerimi dinleyen hiç bir arkadaşım pişman olmadı.

herhangi bir yerden alınan, sağlamcana bir nar ( herhangi bir yerinden kesik, yırtık, delik olmamalı), sağından solundan, baş parmağın kemikli yeriyle iyicene ezilir. ezerkene dikkatli olmalıyız ki herhangi bir yerinden cörtlemsin :))

kabuğunun altından patlamaya hazır bir volkan gibi suyunu biriktiren nara minik bir delik açılır ve ordan akan suyu bir vampir gibi emilir. bu arada iki elimizle narın altını üstünü kuvvetli bir şekilde sıkalım ki nar tanecikleri tüm suyunu bıraksınlar.

3 nardan fazla yemeyiniz diliniz pörtler :)))))

02 Ağustos 2008 Cumartesi

ayşem gelmiş hoşgelmiş


renkdaşım, hindibağım ne güzel yaptı da bizi ziyarete geldi.

alanyada hafif esmerleşen güzel arkadaşım, geçerken uğrayıverdi. inanılmaz hızlı bir antalya turu yaptırdık ama umarım beğenmiştir...

30 Temmuz 2008 Çarşamba

süt kardeş

hepimizin süt kardeşi vardır. ama çoğumuz ne yaptıklarından haberdar değilizdir. resimdeki fıstık kız da kızımın süt kardeşi. sevgili dostlarımız kocaman ailesi ile irtibatı koparmasaak süt kardeşleri genç kızlıklarında buluşturmak istiyorum . umarım başarabiliriz..


(süt kardeş kucaklama hareketini yapan)

yubiii

evet yeni bişi daha denedim, gerçi bayaaa zorlandım ama olsun. pistte çıktıktan 5 dakka sonra kenarları tutmadan kayıyordum artıkkk. bir ara popom yere yapıştı ama şimdi konumuz o değil :))))

19 Temmuz 2008 Cumartesi

tüm dostlara

bana öyle geliyor ki her güzel iletişim kurduğum kişilerde bir parçamı bırakıyormuşum. kalan parçam kaldığı yerde dururken ben parçamdan zamanla uzaklaşmaktaymışım.
bazen parçamın kaldığı yerleri düşünüyorum. ne de güzellerdi, ne de cana yakındılar. bugün artık kabul ediyorum bıraktığım parçalar artık başkalarının bütünlüğüne katıldılar. ve umarım o bütünlükler benimle karşılaştıklarında kendilerine sarılır gibi bana sarılırlar...

13 Temmuz 2008 Pazar

havuz

cemre mılışımız bugün bombayı patlattı :))))
suyu çok seven hanfendi bir su ile buluşurken ağlar bir de ayrılırken...
havaların sıcaklığı nedeniyle annesi ile bir olup kuzuşumuza yapay havuz yaptık, bir güzel eğlendi eğlenmesine de bir türlü vazgeçmek bilmiyor. iki gündür havası inik havuzun yanına annesinin elinden tutup götürüyor ve her defasında ilginç bir şaşırma ünlemi katıyor ... ahhhhh (tam oyuncuuu)
sanırım bizden ümidi kesmiş olacak ki bugün bir eline mutfaktan bulduğu kepçeyi almış, diğerine de pet şişe. kepçeye su katmış sonrada içindeki birazcık suyu şişme havuza dökmeye başlamış
:)))))
antalyada sudan çıkmıycakmış gibi geliyor...

05 Temmuz 2008 Cumartesi

istanbul

Çocukluğumdan beri yön konusunda bir yeteneğimin olduğunu düşünürüm. bir kaç enterasan anım var tabiki;
mısayibim ile atari merakımızın olduğu günlerde antalyada ilginç bir evimizze kavuşma anı :)))
üniversite ev arkadaşımın bergamadaki evini yıllar sonra şıp diye buluverişim...
falan filan ...
google earth programınıda bu konuda kullanmayı çok seviyorum. aşağıdaki fotolar sırası ile
yeni evim:



okullarımız:


02 Temmuz 2008 Çarşamba

Borçkadan kaçış

çok iddalı bir başlık oldu di mi?
sanki hapishaneden kaçış gibiii...
alakası yok tabii ki de...
çok güzel geçen 2 yıldan sonra borçkada birçok sevdiğimi bırakıp dönmek düşündükçe hüzün veriyor...
kızımın iketi, halası,ayşesi,rabişi,unusu,süt kardeşi
varlıklarıyla güven veren yan komşum, ve de kızımın gürültüsüne dayanan alt komşum
pek değerli medet amcam
iş arkadaşlarım...öğrencilerim
ve de isimlerini hatırlayamadığım bir çok borçkalı sizleri hiç unutmayacam...

tayin isteyip kaçarken ev sahibim sordu, hani 3 yıl daha kalacaktın???
evet 3 yıl daha kalınabilir bir yerdeydim,
ama kuruldukları yeri çok yüksekte gören ve o yüksekte olduğunu düşünenlere yalakalık yapanlardan tiksindiğim için kaçıyorum (dikkatlce okunursa herhangi bir anlatım bozukluğu yapmadığım kanısındayım)
uzatmadan bir teşekkür le yazıma son veriiim
borçkada bir çok insanın karşılıksız yardımına koşan,
yüreği ve ailesi kocaman insana teşekkür ediyorum, geçen zaman daa acıdığım tek şey sizinle geçirdiğim zamanın azlığıdır.
lüks artvinin güler yüzü, türkü taşan yürekli herşey için sağolasın...

yolculuk

yorucu tempodan tekrar bloğuma dönmenin mutluluğunu yaşıyorum...
Arhavide öğretmenlere kurs verme, evi paketleme, tırı ayarlama, yollukları düzenleme sonra tekrar tekrar düzenleme :( yolla çıkma, istanbulda araba kullanmaya çalışma, evi toparlama ve ereğliye dönüş... yazarken bile zorlandım. ne yorulmuşum beee
herbiri ayrı bir yazıyı barındırabilecek bu konulardan zaman buldukça yaziiim barii.

15 Haziran 2008 Pazar

Babalar günü


Munzur Dağı gibi görkemli babacımmm
Babalar günün kutlu olsun :)))
abimle ellerinden öpüyoruzzzz

12 Haziran 2008 Perşembe

hey gidi hey


eski fotoların tadı bir başka canım...

10 Haziran 2008 Salı

Neyzen TEVFİK

internette okuduğum bir haberden sonra ustanın güzel şiiri geldi aklıma, kutsal bilgi kaynağına neyzen şiir yazınca çıktı hemne ortaya :))

Neyzen Tevfik'in ATATÜRK'e dil uzatanlara yazdığı şiir

Ne ararsın Tanrı ile aramda?
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararım içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...

09 Haziran 2008 Pazartesi

silifke kampı

(ek bilgi: google a sMetin Rengiilifke kampı yazınca direk benim blog çıkıyor, millette bilgi almak için bakıyor, umarım bakanlar dümdüz gitmemiştir, bu ne biçim site yavvv :)))


bari bilgilendirici bişi yaziim de geleni boş göndermeyelim :))


ahada kalınacak yer...mebin kampı (resme tıkla büyüsün)

Nasılmı gidiyoruz??? mersin otogarından silifke arabasına bin kapızlıda in, köşedeki güleryüzlü abinin dolmuşuna atla o seni kapıda indirir :))




hizmet içi eğitim için mersin silifkeye bakanlık tarafından gönderildim. çocukluğumdan beri hayal ettiğim bir kamp ortamına seçilmiştim. işin ilginci silifkeye gitmek için başvurduğum kurs çıkmamıştı. erzurum kursuna devam nitelikte bir kursa kendilliğinden seçilmiştim :)))









istanbulda kız kulesini görmüştüm ama kız kalesini görmemiştim. rivayete göre kral aşifte kızının yılan tarafından ısırılmasını önlemek için resimdeki kaleye yollamış. (falcı kadının öngörüsü tabi)


sonra prensese üzüm götürürlerken yılan üzüm sepetinin içine atlar (prenses üzümü büyük ihtimal şarap yapıyordur, eee yalnızlık zor tabiii) sonuçta yılan prenses ile demlenirken krala yakalanırlar ve ikisini de öldürülür.










resimdeki güzel insanların çoğunluğu fen ve teknoloji öğretmeni...

sabah öğle ve akşam demeden dersi ve denizi birlikte yürüten ekip...








bunuda yapmasam biryerim şişerdi kesin...








sol baştan sayarsak; alper, ben,bülent,kerim ve ömer. tam bir kafa dinlemeydi benim için arkadaşlar da sağolsun çok kafa adamlardı... fırsat olsa da kerim size otobüs yolculuklarını anlatsa, kesisn çatlarsınız :))) demii yiğeennn





cennete giriş; toplam 900 küsur merdiven, aşağılarda bir kilise ve en dipte torağın altında bir su sesi, nasıl cennet demişler anlamadım...







30 Mayıs 2008 Cuma

kırmızı benekli alabalık



Daha küçük bir çocukken balık tutkusu babamdan bulaştııı. sabahın erken vaktınde beni uyandırmaya kıyamadığı için munzurun kıyısına tek başına giden babamı bulmam zor olmazdı. belli başlı yerlerde avlanırdıkkk.
çeşit çeşit balık yakalamıştık babamla ( tahta, yeşil, sazan, yayın, kaya, kara, peri, yunus köpekbalığı, balina... :))) son üçü abartı oldu, ama bir ara nasıl olta ile tosbağa yakaladığımı yazarım burayaaa :))) ) bir alabalık yakalayamamıştık. bu sebepten benim için efsaneydii, kutsaldı alabalık .
üniversite öğrencisi iken alabalık avında boğulma tehlikesi geçirdikten sonra alabalık yakalamayıda öğrendim ve anladımki iyi balıkçılar alabalık yakalayabilirlermiş ve de alabalık yakalayan kişi de artık alabalıktan başka bişide düşünmezmiş.
öğrencilerimi derse çekmek için 2-3 dakka balık avlarından bahsederim, iş bu ya sınıf öğretmenliğini yaptığım kuzucuklarımdan biri yukarıdaki muhteşem alabalıkları bana hediye etti. tadı gerçekten muhteşemdi fakat üzücü olan bir şey vaar kii o daa bu alabalıklar koruma altında....

27 Mayıs 2008 Salı

kahvede kara değil mi :)


Kucağınıza yatan ve tüm varlığıyla size güvenen bir bebek düşünün...

bakmadığınızda defalarca baba baba baba baba baba baba diyecek kadar inatçı,

sabah sizden önce uyanıp uykunuzun en tatlı yerine edebilecek kadar cadı bir kız...

iyiki varsın kızım ve umarım yüzümü ağartırsın çünkü fotoda çok karaa çıkmışım :)

20 Mayıs 2008 Salı

hüsrev

ko pilotum rizenin çayeli ilçesinde Hüsrev lokantasının çok ünlü olduğunu ve bir çok ünlünün buraya geldiğini anlattı. gerçekten de lokantaya girince bir çok kodamanın fotosunun duvarlara çerçeveler içinde asılı olduğunu farkettik. kurufasülyesi ile ünlü bu lokantada çok leziz bir yemek yedik




fiyat listesine bakmadığımız için 7 ytl bizi biraz şaşırttı :))) ama kurufasülyenin en iyisini yiyeceğinize idaaya girerim ;)
rizeden yolu geçenler mutlaka rize merkeze uğrayıp bekiroğlu lokantasında yemek yesin, mutlaka ama mutlaka deneyin.
aşağıdaki fotoda bekiroğlundan bir kare ve 7 ytl
sanırım ben tam bir etçillim. ve aşağıdaki fotodaki beni daha bir etkiledi.
siz hangisini tatmak isterdiniz???

dağ çileği

bir süredir dağ çileği ile uğraşıyorum, geçen tenefüste iki öğrenci ile çilek avına çıkmıştık, ben 3 tane bulana kadar bizim afacanlar 5-6 avuç çileği doldurdular elime :)))
çatur çutur yedim vallah :))) normal çilekten çok küçük olmasına karşı, daha lezetliler.
alttaki fotoda, cankurtaranda yolunu kaybetmiş birkaç çileğe yolu tarif ediyordum :))

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Badminton


Üniversitede gördüğüm bu sporuda sonunda denedim. file ile oynanınca daha zevkli olacağını düşünüyorum :))

08 Mayıs 2008 Perşembe

simge :)

ingilizce öğretmenimiz buket hanım ile bir operasyon düzenleyerek ilçe birincimizi kaçırdık.

sevme sırasına girdiğimiz simgemizi misafir eden buket hanım bizede uğradı. kızımın aşırı sevgisine maruz kalan simge hanım bir ara nasıl yapsamda kaçsam der gibi bakmaya başladı :)))

malum bayanlar kek yapmaya çalıştığı için cemre simgeyi esir aldı :)

bende mılış mılış uyudum tabiiiii

05 Mayıs 2008 Pazartesi

dağçileği


bir tanecik öğrencim geleceğin ( bence avukatı) fen bilgisi öğretmeni simge hafta sonu test çözmekten ayırdığı zaman ile dağçileği toplamış...
çileklerin temizliği, çokluğu ve orantılı büyüklüğünü görünce çok mutlu oldum. bir ara toplama girişiminde bulunduğum için ne kadar zorlanabileceği aklıma geldi :(
yaptığım sınavlarda benimle birlikte cevap anahtarı hazırlayan bu muhteşem öğrenciden tüm öğretmenlerin başına bir tane dilerim :))))

01 Mayıs 2008 Perşembe

Penisilin

Adında bile meymenet olmayan bu ilaç bir çok zıkkıma derman olmuştur. Alexander Fleming tarafından küften (bi çeşit mantar) elde edilen bu antibiyotik bazı insanlarda alerjiye neden oluyor, bazılarında ise belli bir süre sonra alerji oluşturabiliyor. bu ilaçtan dolayı öldüğüm, inatçı bir doktor tarafından hayata döndürüldüğüm rivayet edilmekte...
umarım hiç muhtaç kalmam bu ilaç ve türevine...

30 Nisan 2008 Çarşamba

civciv


Babamın mühendislik harikası, kümes ve odunluk entegre tesisinde tavuk beslediğimiz dönemlerden kalma bir civciv sevgim vardır... ( bir yerde okumuştum yurtdışında çocuklarda hayvan sevgisi oluşsun ve de sorumluluk bilinci gelişsin diye ana sınıfında her öğrencinin bir hayvan beslemesini sağlıyorlarmış...) çok şanslıyım bu konuda, çünkü bir çok hayvan besledim, içlerinde en sevdiğim de civcivler olmuştur. (kaçınızın babası yatağına yumurtadan yeni çıkan bir civciv getirmiştir...(ki düşünün 21 gün boyunca o çocuk tavuğun altını her gün kontrol edecek kadar tırlatmış :))) )

bu konu uzayacak gibi, ben iyisimi özetliiim. öğrencilerimden biri laf arasında civcivlerinin olduğunu çıtlattı. bunu duyar duymaz öğrencimden birini kızıma getirmesini istedim. sağolsun mehmetcim kırmadı beni, civcivi getirdi. civcivi görünce kızımın sevgisi görülmeye değerdi.
öğrencime şıklık olsun diye de civcvin ismini ŞEKER koydum;)))

26 Nisan 2008 Cumartesi

Çay Biçtik



Yeşilin en güzeli içinde bulunmak büyük mutluluk. sabahları içtiğimiz o sıcak çayın bu rengine vurulmamak elde değil.


Bu arada cennetten kopan bir yere yerleşen rabişin evini görmek gönlümüzü açtı...
bide hamarat annesinin hazırladıklarıyla beslenmek harikaydı.


çay biçmeyi yeni öğrendim ama sanırım bu işi becerebilirim...
günlüğü 50 ytl miş :)

17 Nisan 2008 Perşembe

Üzerine su dökülen laptop


Bahar ile birlikte enerji patlaması yaşayan kızım, son vukuatiyle, kalp krizi geçirmeme sebep oldu :)) olaylar şöyle gelişti: şalgam suyu canım çektiğinden marketten şalgam suyu almıştım. eşimden hararet anında şalgam suyu istedim. laptobumun yanına konan şalgamın rengini beğenen kızımda, ilginin ortağı olan laptoba haince bir saldırı gerçekleştirdi. koca bir bardak şalgamın laptoba döküldüğü an ağır çekim gibiydi :)))
hızlı bir hareketle kızımı alıp eşimin üzerine fırlattım :))
pardon onu sonra yaptım :)))
şaka bi yana, hızlı bir hareketle önce laptobu ters çevirdim, akabinde (bu kelimeye de gıcık oluyorum) elektrik bağlantısını ve pilini çıkaardım, sonra saç kurutma makinası ve kağıt havlu yardımıyla israf olan bir miktar şalgamı içtim :))
bir iki iş bilen ile görüştükten sonra bilgisayarı 2 gün dinlenmeye bıraktım.
dınınınımmm işte yazımı bilgisayarım ile yazıyorum ( biraz şalgam kokuyor ama buna da şükür )

09 Nisan 2008 Çarşamba

İlkokul


facebooktan bir ilkokul arkadaşımın yolladığı bu güzel fotoda malesef ben yokkum. öğretmensizlikten dollayı başka bir okula gittikten 2 hafta sonra sınıfıma öğretmen gelmiş.
:( umarım resimdeki herkes kendileri kadar güzel bir hayat yaşıyorlardır...

04 Nisan 2008 Cuma

nisan 1

şaka yapmaya bayılırım, faakat şakaya bir gün sınırlaması bana göre değil. bunu protesto ederek bu senenin 1 nisanını şaka yapmadan geçirdim (daha doğrusu yaratıcı bir şaka bulamadım :)

malesef okula gider gitmez iğrenç bir şakaya maruz kaldım ve üzülerek söylüyorum şakayı yedim :)))

olay şöyle gelişti:

öğrenci- Öğretmenim, öğretmenim fermuarınız açık kalmış!!!!
ben- lennnnnn!!!!(hamle ve sonucundabir iç rahatlaması) kaçmasana laaaaannn, hıyarrrr
gel diyorummm burayaaaa (uçarak tekme :)))

böle bir şakayı yedikten sonra gün boyu şaka yapasım gelmedi.

ikinci şaka girişimi de çok ilginçtii.

ben sınıfa girince, sınıfın seviyesiz bir şakasına maruz kalacağımı bilerek gayet sakin, tedirgin masama doğru yürümeye başladım. masa örtüsünün oturacağım yere doğru sarkık olması beni biraz kızdırdı. çocuklar bu örtüyü neden böle bıraktınız, ( bu aradada sandalyem ile masa arasında örtüyü düzeltiyorum) masa altından vaaaaouuuuuuu a diye bir ses ile bir elin diz kapağımı tutuğunu hissettim. diz bölgemdeki titremeyi kimse görmediği için çok şanslıyım.

birden arka sıralardan ingilizce öğretmenimiz buket hanımın fırladığını farkettim (tosbağa hazretleri sınıfı ayartmış, hep beraber şaka yapıyorlar, bak bak bak)

neyseki öğrenciler karşısında karizmayı kurtardık :))

27 Mart 2008 Perşembe

ahmet arif

şiir dinlemeyi, okumayı ve yazmayı bana sevdiren usta...
selam olsun ruhuna...
bizi bize dosdoğru anlatan, her dinleyişimde içimi sızlatan
türkülere giren, yürüyüşlerde bağıran...
dolabına yazdıran...
yüzüne tüküren...
şarabıyla ağlayan....
hepsinden selam olsun ustaya.

21 Mart 2008 Cuma

forward

bir kaç e mail adresim var ve çoğu zaman arkadaşlarım bana çok güzel emailler atıyorlar. gelen e mailleri beğenmeme rağmen ( tabi ki hepsini beğenmiyorum da işte ayıp olmasın :))) ) genelde bana geleni başkasına göndermiyorum. gönderdiğimin kişiye özgü olması gönderdiğimi değerli kıldığını düşünüyorum ( bu cümlede bi tuhaflık var ama .... büyük ihtimalle cümleyi anlamayanlar olabilir ama zaten anlatmak istediğim de bir kaç cümle aşağıda :) endişeye gerek yok ( borçkada en çok kullanılan cümleyi yaziiim " problem yok" "sıkıntı yok" ). neyse bugün bloğumu yalnız bırakmanın verdiği vicdan azabını azaltmak niyetinde olduğum için bu forward konusunu yaziim dedim. ( yine allak bulak olacak gibi geliyor üffff, yav ben ne anlatıyordum)

bugün gelen 2 e maili sizinle paylaşiim

1. yemeklerden sonra ve ya yemek esnasında soğuk içecek içmemeliymişiz, sıcak içecekler içmeliymişiz: çünkü yemekte bulunan yağ soğuk içecekle karşılaşınca katılaşıyormuş. bu katılaşma işi damarlara kadar uzanıyormuş, uzatmadan sağlıklı bir ömür için güzel bir öneri ( güzel olan ise "bu e maili sevenleriniz ile paylaşın"ı paylaşmak)

2. gençler kitap paylaşımına çokfarklı bir boyut kazandırmışlar. düşünün binlerce genç bu çalışmaya katılmış... okuduğun herhangi bir kitabı, bittirdiğin yere bırakıyorsun.

08 Mart 2008 Cumartesi

uçuş eğitimi


07 Mart 2008 Cuma

Çamur

rivayete göre tüm insanlar toprak ve sudan yaratılmıştır. doğal olarak bu maddeler birleşince çamuru oluştururlar.
başta anlatıklarımdan yolla çıkarsak her insanın özünde çamurluk vardır. fark ise bünyeden büyeye görülen kıvamdır. kiminin kıvamı cıvık kiminin kıvamı katı. şükür çevremde cıvık çamurlardan bulunmuyor. tüm katı çamur arkadaşlarıma slm olsun.
son olarak elişimin bir sözü ile bitiriiim "kahpeliğe güç yetmezmiş" ölelerinin yapısında toprak ve suyun dışında sanırım ..ok eklenmiş :)))

05 Mart 2008 Çarşamba

merdivenler





3 yıldır çıkmak için planlar kurduğumuz merdivenleri bugün çıktık.çıkmadan önce merdivenlerin sayısı hakkında bir idaaya girdik. buketblu'nun tahmini 300, benimki ise 270 ti ve tahmin edin en çok kim yaklaştı...
Neyse hava atmiiiim, merdivenler tam 277 basamak çıktı. 145. merdivenin orda dinlenmek için bi oturak yapmışlar :))))



Zirveye vardığımızda çok güzel fotolar çektik:)

merdivenleri çıkmıştık çıkmasına da tatlı bir hüzün çöktü içimize. artık bu yüksek merdivenlere baktığımızda birazcık çekiciliğini yitirmiş gibi mi geldi ney mey şeyyyy

03 Mart 2008 Pazartesi

atabarı kayak merkezi

görüntülere kavuştuğumuza göre yayınlamanın zamanı gelmiştir.

buketblu (sağda ;) ) güne başlarken çekilen videoyu ekleyecekti, umarım eklemiştir. bende ayrılmaya yakın çektiğimiz videoyu ekledim. görüntüleri izleyince gaza gelip yeniden gitme planları kurmaya başladık bile ;)
(en önde fırlayıp giden benim )


video

01 Mart 2008 Cumartesi

şaçinka

bir süredir our english teacher says, arkadaşlaarrr artvinde saçinka diye kayak merkezi vaarrmış hemen gitmeliyiz, vallah gitmeliyiz; size kaymayı da öğretecem...

ilk duyduğumda ben de gitsem mi ki ne diye düşünürken, bilmem neden vazgeçtim.

aklımıza yerleşmiş filimlerden, zengin sporu diye. burjuvaziyi temsil ediyor golf gibi. yapamayıp rezil oluruz falan ve de filan derken...

our amaizing teacher'ın bizi ikna etmesi zor olmadı tabiii.

vee bizz güzel bir gurupla artvinin atabarı kayak merkezine doğru yola koyulduk. kayak alanına sabah erkenden vardık.aşağıya oranın bi fotsunu koyiiim, daha sonra videoları da ekliycem ;)

28 Şubat 2008 Perşembe

cemremin ilk karı

Sabahları, babanız veya anneniz tarafından karın yağış haberini aldınız mı hiç??? ( düşünsenize uykudan uyanıyorsunuz ve her yer bembeyaz)
aslında güzel olan duygu karın yağışı değil, sevdiklerinizin size güzel bir haber verirken ki heyecenıdır. en azından benim için :)
şimdi bu görevi eşim üstlendi...
uzun zamandır verdiği mutluluğu unuttuğum bu olayı bu sene eşim tekrar yaşattı bana.
(bi tanesin ;)
beni tanıyanlar bilir, kar olunca kendimi kaybederim... bir çok arkadaşım gazabıma uğramıştır (abim, elif,mustafa,mevlüt,murat,fahri, buket, ali,h. ibo, neşe, sündüz, ayşe... adını unuttuklarım kusura bakmasın :)

işte, Cemremin karla oynadığı ilk görüntüler



video

17 Şubat 2008 Pazar

kiss

harika bir reklam...

14 Şubat 2008 Perşembe

mim

yine mimlenmişim !!! ama been bir gün biii mimliycem bunları görecekler günlerini :)

'İşte Bunlar' Listesi

-paraşütle atlamak

-dalgıçlık denemek

-saz çalmak

-tekrar bir kongrede sunum yapmak

-tekne ile ege sahillerini gezmek


Yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim

-Yüksek bir dağa çıkmak ve kayarak inmek

-ralliye katılmak


Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa,

-yine aynı anne-baba -kardeşe, aynı aileye ve aynı dostlara sahip olmak:)

-aynı kaderi yaşamak



eda hanım mimliyorum sizi

bayar şahin & metin kemal kahraman

sağ tarafa çok beğendiğim iki şarkıyı koydum ;)

dinleyin bakaluuumm :)

13 Şubat 2008 Çarşamba

bir fıkra daha

Ormanlar kralı aslan çok sıkılmış bir vaziyette ağacın altında otururken
yanına tilki yanaşmış.

Tilki - "hayırdır kralım neyiniz var?"

Aslan - "hiç sorma çok canım sıkılıyor"

Tilki - "ondan kolay ne var kralım, çok komik bir numara biliyorum"

Aslan -"ne yapcaz"

Tilki - "şu ilerideki bizim kırmızı şapkalı tavşanı çağıralım ve neden
kırmızı şapka taktın laaan deyip girşelim"

Aslan - "tamam hade

Aslan -"tavşaaaaaaannnn, gel lan burayaa"

Tavşan -"buyul kyalım"

Aslan -"neden kırmızı şapka taktın laaaan"

Tavşan - "hık mık "

derken aslan ile tilki güzelcene benzetmişler tavaşanı.
diğer gün aslan yine sıkkın sıkkın otururken tilki yanaşmış.

Tilki -"hayırdır kralım"

Aslan -"yav yine canım sıkkın, şu tavşanı, çağırsak mı??"

Tilki -" siz bilirsiniz kralım "

bir iki gün daha böyle tavaşnı dövmüşler, bir başka gün aslan yine
tavaşnı çağırmaya karar vermiş. tam çağırırken tilki atlamış.

Tilki -"yav kralım hep aynı bahaneden dövünce sıkıcı oluyor"

Aslan -"farkındayım da ne yapalım oğlum"

Tilki -"kralım para verelim tavşana, sigara almaya gönderelim, sigara alıp geldiğinde, eğer getirdiği sigara filitreliyse, neden filitresiz getirmedein
laaaaan der döveriz, eğer filitresiz getirirsede tam tersini söyleyip döveriz"

Aslan -"harika fikir" "laaaaaan tavşannnnnn buraya gel oglimmmm"

tavşan eli kolu sargı içinde aslana doğru seğirmiş

Tavşan- "buyul kyalım"

Aslan-"al laan bu parayı da sigara getir bana, hadi çabuuuukk"

tavşan dayak yememenin memnuniyeti ile "derhal kyalım" deyip fırlamış.
200 metre gitmiş gitmemiş, arkasını dönmüş " kyalım sigara filitrelimi filitresizmi olsun" demiş

Aslan-"tavşan gel laaan burayaaa"

Tavşan-"buyıl kyalım"

Aslan -"neden kırmızı şapka taktın laaaan"
pataküte pataküteeee

fıkra

Temel Ile Cabbar
Karadenizli Temel ile Konyali Cabbar birlikte tatile cikarlar.
Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gunun aksami guzel bir yemek yiyip
uykuya dalarlar. Birkac saat sonra Cabbar
uyanir ve Temel'i de durtukleyip
uyandirir. Temel uyku sersemidir;

>Ne oldu? Ne istisun?"

"Temelcigim. Yukariya bak ve bana ne gordugunu soyle."

>Temel gokyuzune bakar ve cevap verir:

>-"Ha punun icun mu uyandirdun benu?. Paktum iste.

>Milyonlarca yilduz gorirum...Isil isil parliyan

>milyonlarca yilduz..."

>Cabbar tekrar sorar:

>Peki, bu sana neyi gosteriyor?"

> Artik iyice uykusu kacan Temel biraz dusunur ve
filozofca cevap verir:

> -"Teolojik olarak Tanrunun kudretinu ve kendu
acizligimuzu corirum. Felsefik olarak, evrenun
sonsuzlugunu ve onun karsisindaki onemsizligimuzu
corirum. Astironomik olarak galaksilerun,yilduzlarun,gezegenlerun varligini
corirum. Meteorolojik olarak pucun havanun cok guzel
olacaginu corirum.Yilduzlarun konumuna bakarak da
gecenun koru ve saatin 3 oldugunu,penu luzumsuz yere
uyandirdugunu coruyorum...Niye sordun punu pana? Ha
sana neyi costerur?"

>Cabbar cevaplar:>
-"Ulan hiyar, cadirimizi calmislar..."

10 Şubat 2008 Pazar

geyik var


Resimden geyik çıkarmaya çalışacaz. Hadi bana kolay gelsin…(geyik zaten resimde demeyin, biliyoruz resimde geyik olduğunu, böle çok bilmiş okuyucuda sinir eder adamı) geyik ve kediyi sohbet ettirecez…

Geyik- selamın aleyküm, Munzur dağlarına gidecektim de…
Kedi- abi burası alaska, kafayı mı yedin…
--
Geyik-selam sana misafirliğe geldik…
Kedi-bugün yokum sonra gelin
--
Geyik- dışarı gelsene kartopu oynayalım
Kedi- annem arkadaşlarınla çok geyik yapıyon da ders çalışamıyon dedi…
Geyik- o zaman bizi içeri al
Kedi- bugün yokum sonra gelin…
--
Geyik- selam yoldaş, seni esaretten kurtrmaya geldik, aç kapıyı özgürlüge koşalım.
Kedi- soğuk mu dışarı?
Geyik- pek sayılmaz
Kedi- siz koşun ben size yetişirim…
--
Geyik- ben buraya test yaptırmaya gelmiştim.
Kedi- ne testi??
Geyik- DNA testi, bu yavrunun benden olup olmadığını kontrol edecektim
Kedi- bunu sen doğurmadın mı?
Geyik- evet ama bu konuyu içeride konuşsak…
Kedi- tüh yemeği ocakta unuttum…
--
Geyik-işte bu ikimizin yavrusu aç kapıyı da içeri girsin garip. Isınsın biraz.
Kedi- iyide ben dişiyim…
Geyik- hazır bebek istemez misin?

08 Şubat 2008 Cuma

Kadınlarımız

KADINLARIMIZ
Toprak öyle bitip tükenmez,
dağlar öyle uzakta,
Sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan toprak, toprak, ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince,
küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan
ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız şimdi ayın altında kağnıların
ve hartuçların peşinde harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.
NAZIM HİKMET

Usta şahirin bu şiirini okuyupta etkilenmemek imkansız. uzun zaman çelişki yaşadım kadınlara verilen saygı hakkında. Feministlik çizgisinde sek sek oynadım. En sonunda farkına vardığım sonuç; kadına en çok saygısızlık yapan, kadına güvenmeyen, kadının hakkını yiyen hiç akla gelmedik cins kadınlar.

Ünzile

üniversite zamanından beri çok beğendiğim Şebnem Ferah'ı uzun süredir dinlememiştim. mp3' üme habersiz kaydedilen yukarıdaki parçeyı dinleyince çok beğendim. Şebnemli şarkılara devam...

06 Şubat 2008 Çarşamba

yanıyorum

çok sevdiğim bir parçayı ekledim, dinleyin bakalım beğenecekmisiniz???


05 Şubat 2008 Salı

amarula yermisiniz :)))

bi an önce fidelerini bulup dikmek istiyorum. eminim ki manavlarda kapış kapış gider.




biraz araştırınca, amarulada alkol bulunduğunnu öğrendim yalnız bunu araştırmaya gerek yokmuş, hayvanların hareketlerinden belliymiş.

02 Şubat 2008 Cumartesi

antalya çiçek pasajı

dün gece uzun süreden sonra çiçek pasajına gittik. lise sonrası uzun bir süre takıldığım çiçek pasajında anılarımla hasret giderdim. biralarımızı yudumlarken güzel türküler söyledik, halay çekmeyi de unutmadık tabiii :D

aklıma ilke geldi. güzel bir türkü söylerdi. youtube tan baktım, bulamadım. daha doğrusu buldum da. türkü ile ilke kesişim kümesi oluşturamadı.
aşağıya, pasajda dinlemekten zevk aldığım o türküyü ekliim dedim...



31 Ocak 2008 Perşembe

ilk aşk

Şu google'u arasanız okadar çok şey çıkar ki aşk hakkında...

ilk aşık olduğunuz insanı unutan var mı? ( insan kelimesi cümlede eğreti duruyor di mi, tekrar okuyunca farkkettim neyse düzeltene kadar bir iki cümle daha yazaarım, unuttururum nasıl olsa) aşk kelimesi, a harfinden gelmiştir. A harfi de gırtlaktan gelir ( unuttunuz dii mi ) :))))

bu arada ben ne anlatıyordum.... haaa ilk aşk,

ilk aşkkınızı eğer çocukken yaşamışsanız, karşı tarafı çok rahat incitebilirsiniz örneğin; kolunu sıkıp, saçını çekebilirsiniz...

lisede yaşamışsanız, yanardağ misali sivilcelerinizin arasından keskin bakışlar fırlatabilirsiniz...

üniversitede yaşamışsanız, (çüş yani, ne biçim insansın, insan bu yaşa kadar hiç olmazsa bir iki platonik takılır di mi ama ...) bence geç kalmışsınız...

halen yaşamamışsanız, yeşillik bir alan bulunuz ( mümkünse çok uzaklarda trenin geçebileceği bir manzarası olsun), oraya uzanınız...

ne alaka di mi ama ... bu yazı da nerden çıktı... bi haber sitesinde okuduğum ilk aşk haberinden etkilendim sanırım.. belkide okumadığım bir haberden etkilendim.. kim bilir :)))

29 Ocak 2008 Salı

hazırlık

facebook'a üye olurken, aklımda hep aynı istek vardı. ilk ve orta okul arkadaşlarımı buliiim ve de okulda çekilmiş bir fotoğrafı arkadaşlarımdan edinimmm........

ve ne güzel bir siteymişki beni bu isteklerime kavuşturdu.

24 Ocak 2008 Perşembe

takdir ve teşekkürler....

Öğrencilerime teşekkür aldığımda hissettiklerimi anlatıyorum karne zamanları. buraya da yaziiim ileride okurum günlük niyetine :(((
hazırlık sınıfında 28 saat ingilizce gördüğümüz yıllarda, ingilizce ile aram bozuldu. lise sona kadarda barışamadık zaten. karnem de hep dik dik bakardı bana. burnuda bir havada ki
1 ...
hiç huyum değildi gidip öğretmenlere -
"hocaaaaamm teşkür alcam, takdir kaçıracam" demek. öleeee gelecek belgenin beni tatmin etme ihtimali yoktu da ondan mıdır nedir...orta iki veya orta 1 miydi neydi. tüm derslerim iyi ingilizce 1. psikolojik ve fizyolojik bozukluğu olan bir müdürümüz vardı ( ayakkabısı boyalı olmayanı,( bazen atlette bile bakardı) okul önünde fena halde severdi. adamdan korkumuzdan cebimizde yağlanmış bez taşırdık ( ayakkabıya sürünce manyak parlıyor :) ) tüm okulla karneleri kendisi dağıtıyor. zayıfı olanlar için elinde ince bir sopa... takdirler okunuyor ve dağıtılıyor... teşekkürler dağıtılmaya başlandı, bir ara adımı duydum. şaşkın ördek yavrusu gibi seğirttim sahneye ve karneme iliştirilmiş teşekkürü aldım. ilginçtir hakkım olmayan bir belge oluşunun farkında oluşumdan mıdır, sevinemedim. zaten sonrada alamadım teşekkür.

Antalya anadolu lisesindeyekende bir takdir verdilerki, hatırladıkça gülüyorum. orta 3 te antalya ya taşınınca, bi baktım adamlar almanca 2 , ingilizce mat ve ingilizce fen görüyorlar. koku filimi gibi 3,5 yıl sonunda okulu yarım dönem uzattım. kredi tamamlamak için sporla ilgili 4 ders aldım. sene sonu hiç düşünmediğim bir takdir belgesi görünce iyice soğudum bu belgelerden.

şimdi bi de onur belgesi gibi bişi varki anlamış değiliim. o belgeyi almayan öğrencilerimiz onurumuzumu lekeliyor. neyse uzun yazmayı sevmem aslında ama önemlii değil kendime yazdığıma göre ...

19 Ocak 2008 Cumartesi

orda kimse var mııııı????

Bu blok olayına ilk girişim meraktandı. şimdi ise bi nevi günlük oldu benim için. bloğa sayaç ekledikten sonra yazı yazmak gizemli bir hal aldı. bi bakıyorum sayaçta rakamlar ilerlemiş. kim okuyorki acaba???
bazı öğrencilerimin bloğumu keşfetmelerinden dolayı sansür uygulama zorunluluğu doğdu. bu zorunluluk bloğumun rengini biraz soldursada yazmaya devam etçem.
sayaç demişken beni aldı biii merak. zahmet olmazsa yorum bölümüne kendiniz hakkında bilgi bırakırsanız sevinirim. bırakmazsanız, bloğumu ziyaret edenlerin hep aynı kişi olduğundan şüphelenecem.

yazı altında yorumu tıklayınca nickname bişi yazın, üstteki yazı yerine de tabi, altına da şifre girdinmi bitti gitti.


(not birilerinin olduğunu hissetmem yazma güdümü arttıracaktır)

Yiğit Özgür'ü öldür hakkını yeme

Yiğidi öldür hakkını yeme di mi ama
teşekkürler YİĞİT ÖZGÜR














17 Ocak 2008 Perşembe

çoruh donmuş

dün haberlerde çoruh nehrinin donduğundan bahsedince spiker, şaşırdım

"ne alakası var kardeşim ahada akıyor işte şorul şurul" bugün artvin de küçük bir işi için gitmiştik, dedim dur şurdan bi bakiiim
şoooookkkk işte donan çoruh


16 Ocak 2008 Çarşamba

sobalı günler


sobalı evlerin keyfi başkadır; nohut kızartırsınız mesela, sobanız kuzineyse yemek yaparsınız içinde. hele de kediniz varsa mayışır sobanı yakınına izlersiniz keyifle. kedi dedim de aklıma geldi. sarışın bir kedimiz vardı ( gözünüzde canlandırmayın komik oluyor)
tek katlı üç evin yan yana yapışık olduğu bir lojmanda oturuyorduk. babam evimizin önüne bir cennet bahçesi yapmıştı. bahçenin etrafı farklı kalınlık ve farklı uzunlukta tahtalar ile örülmüştü. kapıya benim akıl ettiğim uzun bir yay takmıştık. içeri girmek için kapıyı açıp girdiğinde kapı kendiliğinden kapanıyordu. kapıdan girip s şeklindeki yolda ilerlerken ilk göze çarpan yerldeki çakıl taşlarıydı. 50 cm genişlikteki yolun sağında ve solunda boyunuz büyüklüğünde rengarenk çiçekler hoşgeldiniz derdi size. kendi diktiğiniz bir bitkinin büyümesini izlemek kadar keyif verici bir şey yoktur sanırım. kapıya yanaşınca genişçene yerden 1 metre yükseklikte bir beton karşınıza çıkar. nice balkona taş çıkaracak işlevsellikte bir balkondur bu. gününüzün büyük bölümünü bu balkonun üstünde kürsünüze kurulup sıcak çayınızı yudumlayıp bahçeyi izlemekle geçirebilirsiniz. bir dal olarak diktiğimiz akasyanın heybetli koca bir ağaca dönüşüp bahar ayında
o güzel çiçeklerinin kokusunu hissetmek muhteşemdi.
nedendir bilmem resmetmek istedim birden eski evimizi. kedi demiştim ilk baş, yok yok soba demiştim. hatta üstede kedi resmimi koymuştum ne :)
haa asıl anlatacağım olaya geleyim; kedimizi annem gece dışarı atıyordu ( annem kediyi severdi de, kedi koltukları sevmezdi sanırım. misafirlerin kullanabilecekleri o değerli :) kanepeleri kedimiz geceleyin canı sıkıldığından tırmalardı. bi ara baktık kediyi gece dışarı bırakmamıza rağmen kedi sabahları evde dolaşıyor. hatta misafir odasınında ışığı açık oluyor. ilk tırstık tabi ne oluyoruz dedik, kedi erdi mi :)))
meğer kedi gece çatıya çıkıyormuş, bacadan hop misafir odasındasına, atlarken ışığa baski koltukları tırmalarken daha büyük keyf al...
işte odur budur zaman akıyor değil mi ...

15 Ocak 2008 Salı

gülümsemek

keyifsiz olduğunuz zamanlarda sizi gururlandıracak, gülümsetecek anları düşünmek inanın hayatı daha çekilir hale getirecektir. benim böyle zamanlarda ilk aklıma getirdiğim marmara üniversitesindeki ulusal kongrede bildiri sunarkenki halim ( bir havalı bir kendine güven vardıki :) sormayın hele alkışların.... neyse ayıp gerçi böle şeyler anlatmak ama neyse bahsettim bi kere :)))

bir diğer yaptığım keyif getirici hareket ise yiğit özgürün karikatürlerine bakmak.işte...

beni güldüren karikatürler...














10 Ocak 2008 Perşembe

odur budur

ilk blog işine girdiğim günlerde aşağıdaki videonun sahiplernin amatör çalışmasını eklemiştim.
sonra bi baktık elemanlar tv programlarında boy gösteriyorlar filan.
izledik baktık tatları tuzları yok. onların çok izlenmesini sağlayan doğallıklarıydı neyse odur budur elemanlar sevenlerinin sözlerini dinleyip sempatik bi klip çekmişler buyrun izleyin


03 Ocak 2008 Perşembe

kolay çarpma

flaş flaş flaş
artık parmaklarınızla toplamanın dışında çarpma da yapacaksınız
:)

Math Trick For Your Fingers - Easy Multiplication - More amazing videos are a click away

30 Aralık 2007 Pazar

köyümüze dadanan çakallar

geçen sene köye gitmiştim orda çektim bu görüntüleri :)
köyün inekleri azalınca dedim bi araştıriiim
meğer aşağı kacarlar tarafından gelen hırçlar bizim heyvanlara dadanmış.
sonra gittim dereye bi iyi beslemiş kertenkele saldım ki hırçları kovalıya.
tabi bu da çözüm olmadı.
en son ineklere kitap dağıttım. böle sosyal sosyal konularda bilgilendirdim. derken inekler köye gelmez oldu baş kaldırdılar, yok efendim sütümüzün %50 si bizde kalcak filan...

bu atış böleee gider....

söz konusu videoyu 23 milyon dünyam insanı izlemiş, bi siz eksiktiniz buyrun...
bu arada yukarıdaki hikayenin devamı var ama istek olursa anca yazarım ;)


21 Aralık 2007 Cuma

öleeeeyiiiiiiiimm vallah vallah, öleyiiiiiiiiiimmmm billah billah

emimoğlu msn den bi youtube linki gönderdi. açtım hiç görmediğim bi tip, üfff nasıl dinlesem derken dinledim.
baktım adamın sesigüzel gibiiii
bi iki dinledikten sonra bloğuma koyiiiim bariii dedim
buyrun dinleyin ;)

17 Aralık 2007 Pazartesi

mimliycek buldum birisini

bu alçak olduğu kadar (bir çok güzel kelimenin sizlere anlatamayacağı kadar datlu) şirin bıket kardeşim durmuş durmuş yine mimlemiş beni. ama sanırım geçenki kadar aciz değilim artık :)) hahhahahahhaha
bilge mimledim seni


mim _ (Salzburg, avusturya;
mozart tın doğum yeriymiş ( bu arada mozart acaba zortlatma sırasında beste yapıyormuydu ????)

13 Aralık 2007 Perşembe

Eren Yazır

Herşey yakışıyordu sana da bi şu son yaptığın yakışmadı kuzen.

camer kelimesini dolduruyordun
munzuru yarıp geçiyordun
kavgadan korkupta hiç
geri adım atmıyordun
yakışmadı eren bu son yaptığın

ölüm yaşamdan tat alanları mı sever?
çoğu kişi tanıdım ot gibi yaşamış
bazısı yaşamışta kendine yaşamış
erenle yaşayanlar inanın çok tat almış
görmüş nasıl yaşanılacağını nasıl yaşanılmayacağını...

05 Aralık 2007 Çarşamba

ilk kaşık

video


ilk kaşık kullandığı anı ölümsüzleştirmek her ebeebeyinin görevimidir nedir :)

29 Kasım 2007 Perşembe

çilibom

İnanmayacaksınız ama bu insanlar ile aynı ülkede yaşıyoruz. İlk izlediğimde yabancı bir ülke filan sandım. Birgün sizin düğününüzde de ortaya çıkabilirler dikkat :)))

25 Kasım 2007 Pazar


borçkanın, okula gitmeden hemen önce güneşli bir günde penceremden beni selamlaması...

11 Kasım 2007 Pazar

palandöken



Geçen temmuzun ilk haftası, Erzurumda formatörlük kursuna gönderildim. kursun ilk 3 günü çekilmez gibi gelsede sonraki günler zevkli geçmeye başladı.
aşağıdaki fotoları palandöken dağında çektim, çiçekler okadarfazla ve o kadar çeşitliydiki şaşmamak elde değil.







03 Kasım 2007 Cumartesi

facebook

Buket tutturdu facebook a üye ol okul arkadaşlarını bulabilirsin, bak dene süper bişi, bugün şunla görüştük, şu gün munla görüştük...
üye oldum, kimsenin soyismini hatırlamıyorum, sinir oldum tabi.
bide zaten değerli dostlarımla ilişkiyi koparmadığım için böyle bişiyle ne uğraşcam dedim yan çizdim.
bi gün aklıma badem grubundan doğaç adlı sınıf arkadaşımın soy ismini hatırladım.
sonra onun resimleri ve arkadaşlarının resmlerine bakarken okulun yarısını buluverdim.
çok mutluluk verici bir duygu, bir zamanlar aynı havayı tenefüs etmiş olduğun kişilerin hayatlarının akışını gösteren resimleri incelemek. ne kadar da değişmiş tipler, kimi güzelleşmiş, kimi şişşmiş, kimi yavrulamış :)
bazılarına bir slm vermek anlamlı olacak, bi deneyeyim....

26 Ekim 2007 Cuma

uykusuzluk

alllaaaaammm ne olur şu kızımın uykusu eşime çekse :(

horoz gibi karşımda dikiliyor. iki gündür 2,30 da uyuyor.

işin ilginci buketin kenarında otursa gözlerini kapatıp dalıveriyor.

böyle yazınca bezgin bekir geldi aklıma :)

etrafındaki herkese verdiği huzur ile tüm canlılarda belirgin bir uyuşukluk oluştururdu.
gerçi enerji bakımından buket kardeşim jeneratör gibi ama neyse ..


20 Ekim 2007 Cumartesi

moviemaker çalışması

Buket kardeş tuturdu moviemaker diye bi program var uğraşsana dediydi de ben pek zaman bulamamıştım.
Bugün bi bakıveeeedim de abooovvv ne de güzeemişş.
yönetmenliğini yaptığım ilk filmi beğenilerinize sunuyorum buyrun izleyin .
(ikinci görünyünün arka planındaki sesleri silmeyi unutmuşum :) bi de sanırım uygun müziği seçemedim, ilk yüklediğim müzikten iyidir ama...
)


11 Ekim 2007 Perşembe

balık çeşitleri

Yazın en yorucu ve en zevkli anlarından birinin görüntüsünü ekledim.

Tekne ile balığa çıkan bir ekibe dahil oldum. evden çıkış 04:30 olunca uyumaktan vazgeçtim internette knight diye bi oyuna takılim dedim. zaman çabucak geçti ve biz 05:00 da ekip ile antalya limanında tekneye bindik.

tekneden oltayı bıraktığımızda 60 metre yemlerin aşağısına inmesini beklemek gerçekten sabır ölçen bi deneyimdi. neyseki balıkların kancaya takılmasından sonra oltayı çekmek bu olayı daha katlanılır hale getiriyordu.

tekne ile açılmayı tavsiye ederim deneyin çok zevkli...


balıklar çeşit çeşit; mercan, palamut, izmarit, barbun, istavrit






07 Ekim 2007 Pazar

çay



Dağların içiçe geçtiği bu güzel memleketten güzel iki resim...






03 Ekim 2007 Çarşamba

Damien Rice - The Blower's Daughter

askerdeyken dinlediğim ve çok beğendiğim bir şarkı, deneyin ...



02 Ekim 2007 Salı

yanlızlık

Yanlızlık çok tehlikeli bir olay. Yalnızlık kelimesi her defasında İlkayın şarkısını aklıma getiriyor.
"yanlızlık büyütür ama sonra yalnızlık çürütür..."
Her insan yalnız kalamaz. Güç ister yalnız kalmak. Dayanılmaz bir histir dünyada yalnız kaldığını farkedebilmek. Acı verir, debresyona sokar bu irkiliş. Güçlü karekterdeki insanlar bir bebek büyütür gibi geliştirirler karekterlerini bu süreçte. Paylaşılmayan sevgi, nefret, bilgi... bu süreçte insanın verimliliğini kısırlaştırdığı için, çürütmeye başlar bireyi giderek bu yalnızlık, bu çürüme ilk yalnızın bedeninde filizlenmeye başlarken giderek güçlü bir ağaç olur kök salar yalnızın kalbine. Sahiplenir yalnızı yalnızlık.
Peki nedir kurtuluş!!!
Tabiki en kutsal davranış kurtarır insanı bu durumdan. İnsan ancak yalnızlığını paylaşırsa yalnız kalmaz.
Yanlızlığınızı paylaşacak kadar cesur olun. Tanrı bile yalnızlığını paylaştığına göre...

29 Eylül 2007 Cumartesi

:) Karpuz :)

netten okuduğum ve çok güldüğüm bi fıkrayı aktarayım dedim...

Kadın kocasını arar ve akşama misafirlerin geleceğini söyler
adam da eve giderken manava uğrar.
-çok değerli misafirlerim gelecek. şurdan güzeel karpuzun varsa ver bi tane ( der)
-bey amca karpuzlarım hepsi çok iyi istersen hemen burda keseyim
adam eline tutuşturduğu karpuzu alıp keyifli şekilde evin yolunu tutar. akşam karpuzu yeme zamanı gelmiştir. adam karpuzu alıp herkesin önünde karpuzun faydalarından bahsederk kesmeye koyulur. daha bıçağı karpuza ilk saplayışında odaya berbat bi koku yayılır. adam mahçup ve sinirli bi şekilde geceyi geçirir.
sabah ilk işi manava gider ve
-Vallah manav kardeş seni tebrik etmeye geldim. hepimizi şok ettin
nasıl olduda karpuzu açmadan içine sıçtın tebrik ederim yaniiii

27 Eylül 2007 Perşembe

Benden Söylemesi

Yedek subay sınavı için Erzurum'a gidip hızlıcana ( sevdim bu kelimeyi :) ) Artvin'e döndüğümde;
"Bu yol çekilmez kardeşim, bidaha Erzurum, merzurum yolu çekmem, bu ne beee giiit giiittt" demiştim. Temmuz başı Erzurum'a görevlendirmem çıkınca, söylediğim sözler geldi hemen aklıma...
Bolu da öğrencilik hayatımda tanıdığım ve adam gibi adam işte dediğim bir arkadaşım vardı. Zaman zaman zihnimden geçerken "ne yazık bir daha karşılaşırmıyız acaba, zor be" ???
dün bi baktım Artvin'de yeğenini üniversiteye kaydetmeye gelmiş.
uzutmiiimm ,
benden söylemesi, olmaz olmaz demiyceksin

23 Eylül 2007 Pazar

yeeehooooo

Borçkadaki ilk yılımızda, sıkıntıdan halkoyunları kursuna gittik. iyiki gitmişiz.
aşağıdaki gençler kadar olmasada iyi oynuyoruz :)






HACI

aciiip güldüm daha önce izleyen varsa kusura bakmasın ;)


mimlenmişik

Buket kardeş beni bloğunun içinde yer vermişik mimlemişik sazmışık.
ufak bir ürpermeden sonra bi telaş ile okumakta olduğum kitabın ( Parodi Yaşamlar (Serdar Rifat) ) 187. sayfasını açtım ....(Mimleme olayı, sana o anda en yakın olan kitabı bulup 187. sayfadaki ilk cümleyi bloğa yazmakmış)
"Ali Tahsin, odasının penceresinden, Şapel'in bahçesindekiMadonna heykelciğine bakıyordu"
şimdi tamam da ben kimi mimlesem ki....
bi sıkıntıdır aldı beni üüüfüfff. neyse bakcez çaresine artııkkk ;)

22 Eylül 2007 Cumartesi

tamirci

Arabamın motorunda ufak bir sorun vardı. kime götürsem tanıdıkta yokkk uffff derken. yeni müdürümüz sanayide kazıkçı bir arkadaşının olduğunu, kazık mazık iyi tamir ettiğini anlatttı.
ben kara kara düşünürken, üstü başı yağ içinde bir adam bankamatikten havale yapmasına yardımcı olmamı istedi.
hazır yardımcı olmuşum, dedim dur şundan güvenilir bir tamirci adresi alayım. adam demesin mi
"abi burdaki sanayiye gitme, yabancı olduğun belli fena kazıklarlar"
benim için giderek korku filmine ddönmeye başlamıştı ki, evsahibimin oğlu ile bir arkadaşına gittik. çok şükür bu dertten de kurtuldum. Allah daha büyük dert vermesin di mi ama ;)

AMİNNNNNNNNNN

19 Eylül 2007 Çarşamba

"kalemimun uci yooog"

:D bu gün acayip komik bi olay yaşadım

okulumuzdaki arkadaşlardan biri yüksek lisansa başvurmak için şehir dışında olduğundan bugünkü nöbetini ben tuttum ( kabul edildiğini burdan övünçle belirtirim).
öğrencilerin sınıfa girmesini sağlamaya çalışırken. birinci sınıflardan minicik bir kızın sırtında çantası, elinde kalemi hüngür hüngür ağlayarak merdivenlere yöneldiğini farkettim.
"kızım zil çaldı nereye ???"
"kalemimun uci yoog"
"ne olmuş"
"kalemimun uci yoog"
"anlamadım ne oldu kızım"
"kalemimun uci yoog"
:) "ver bakiiim kaleminu"
"ühühühüh ühühühü yog işte yoggg"
sınıfına götürdükten sonra bir arkadaşından kalemtraş aldım ve açmaya başladım
açıyorum, kırılıyor. açıyorum, kırılıyor. açıyorum, kırılıyor.
en son baktım kalem kalmıycak. kalemin ucu görülecek şekilde açtım ve kızı çağırdım.
"bak işte var ucu"
kız kaleminin ucunu görünce görnül rahatlığıyla sırasına oturdu. tabi beni de gün boyu sürecek bir surat ifadesi ile bıraktı :)

17 Eylül 2007 Pazartesi

aslan abime

hey gidi hey rüya gibi bi anı canlanıyor kafamda
.... . . . .
taner abim divanda bende halının üstünde yere uzanmış kıvır kıvır kıvrıyorum.
ikimizin ağzındada neşeli bir şarkı "kırmızı balık kaç kaç (balık ben oluyorum) balıkçı seni yakalayacaaakkkk (balıkçı malüüümm. abimi hep zorlardım bu basit oyun için. ne kadar önemliydi bu oyun benim için...23 , 24 yıl önce vay beeee
..... .. . .
bi çikolata benim elimde, bi diğeri abimin elinde. abim nedense çabucak mideye indirirken çikolatısını ben hep saklardım. (küçük kardeşiz ya)abimin karşısına geçip keyifli keyifli yemak daha zevkli gelirdi. ama yanlış hatırlamıyorsam ne yapar eder bi parça koparırdı benden. yönteminin ismi de vardı TERS PSİKOLOJİ :)

iyiki varsın be canım abiiiciimm..
çikolatalar helal olsun abime :)

happy birtday to youuu
mandalina suyu....

SEL

şok şok şok
bu bizim sakin akan dere ne yamanmış yavvvv!
okulumuzun kenarında incecik akan dere, okul yolumuzu, işyerlerini
elektrik direklerini, inekleri, kömürleri...
maffetmiş :) (maffetmek kelimesinin anlamını yollayanlara süpriz hediye var)
sabah herzamankinden 1 saat önce kalkmanın verdiği zevk ile harrrruuun abiyi beklerken [kendisinin yahudi bir servis şöförü olduğu hakkında dedikodular var
(para ile yakınlığından kaynaklı olduğu sanılıyor)]. yağmur ben ve elişi tek şemsiyeye mahkum edmişken, harrruuuuun beyy teşrf etti. yüzündeki ifade ve yol giüttuu demesinden ötürü pek sıkıştırmadık. yolla çıktıktan sonra da yollun gerçekten giütmuuuş olduğunu gördük.
fotorağrafı buraya 1,2 gün içinde eklerim.

15 Eylül 2007 Cumartesi

boğulma tahlikesi

sene, geçen senelerden biri, teyze oğlunun peşine takıldık yaş ortalaması benimkinin iki katı olan bi gurupla alabalık avına çıktık. balık yakalamak için kullandığımız sistem çok ilkel ve tehlikeli. çok deli akan munzur nehri içinde belimize kadar akar suda mebs (amerikan olta) ile alabalık avlamaya çalışıyoruz ( ölmeyede çalışıyoruz dense yeridir). nehrin daraldığı yerde akıllılık ediiimde hızlı geçiim dediiim. nehrin tam ortasında su iki ayağımıda yerden keser misali kesti .( teşbih te yapıyorum ona göre metnin edebi bi değeri var :) ) derken nehir beni evirip çevirip dururken kıyıya anca yanaşabildim. tırnaklarımı toprağa saplamaya çalıştıkça, su beni ileri ve dibe doğru çekiyordu. derken incecik çimlere parmak uçlarımla yapıştım, inanın o incecik çimlerin beni nasıl taşıdığına şimdi ile aklım ermiyor...


şimdi bu hikayede nerden çıktı di mi...


fotolara bakarken oranın resmini gördüm ve aklıma o olay geldi ve burda paylaşmak istedim.







balık aşkına

bugün balık avlamak için çoruh kıyısına indim. yem olarak, kaşar peynir ve tavuk eti kullandım. balıklar yemleri çalmada o kadar uzmanlaşmışlar ki inanın yem takmaktan yoruldum.

nehir seviyesi alçalmışken kıyıdan 1 metre uzaktaki bir taşın üstüne fırlayarak daha iyi bir avlanma mevzisi edindim ( sanki savaş var mevzi filan :) ) derken edindiğim mevzi ( :D ) sayesinde balıklar hazırladığım yemleri takır tukur yoklamaya başladılar, bende tam modda girdim ki birden ayağımda bir ıslaklık hissettim.sola baktığımda nehir şişim şişim üzerime gelmez mi ( abartmıyorum realy, belkide abartıyorum neyse ) ıslanmış ayaklarla taştan kıyıya zıpladım, yaklaşık 20 metre fırlamışım ( abartmıyorum :D ) neyse şaka bi yana adrenalini uzun süredir bu kadar kanımda hissetmemiştim. herkese tavsiye ederim, dolu bir barajın altında balık avına çıkın, veya çıkmayıın ;)


aşağıyada bahsettiğim nehrin bi vukatlı resmini koyuyorum!!!

tek rakibim thy

arkasına babam sağolsun mu yazsam...

yolların fatihi mi yazsam...

sollama beni sollarım seni mi...

en iyisi en yakın zaman da SATILIK yaziiimmm.
yanlış anlaşılma olmasın arabam kendi kendine bile gidiyor. yalnız benim borcum olunca uykum arabayla dolaşmaya gidiiyor kem küm odur budur

14 Eylül 2007 Cuma

selaaammmm

Buket kardeşimi çok kıskanmamdan dolayı ortaya çıkan bloguma herkeş hoşgelmişşşş........


bu alanda nelere yer vereceğime daha karar vermedim...bölümleremi ayırsam (okul, cemre,yaşam...) hepsine ayrı bi blog mu açsam, ne yapsammm...


karar verince, mutlaka burdan haberiniz olur :)


bu aralar bi youtube videosudur, izleyip izleyip duruyozzz