Açılınnnnnn karabaran geliyorrr, dağılın bakiiimmm, şuradaki tozları ve örümcek ağlarını biii temizliyimm..
oohhh mis gibim olduu...
bu facebook öldürdü blogları. üstüne bloglardaki sorunlarda tuz biber olduu.
ama en büyük su. biyoda bence...
o yazdıkça yazma şevkimiz artıyordu. o yazmayınca bizimde hevessimiz kaçtı...
bahaneye gerek yokk, en yakın zamanda görüşürükkk ;)
30 Ekim 2009 Cuma
eğiiiiitttt
21 Eylül 2009 Pazartesi
???
bloguma ulaşamıyorum, daha doğrusu ulaşıyorum ama açılmıyor ??
kafamı karıştıran ise her blogta bu sorun yok bazıları sadece açılmıyor??
08 Ağustos 2009 Cumartesi
guldik ve açık ekmek
google a baktım guldig denilen bir kavun cinsi için, yoktur böle bişi dedi, dedim allah allah, nasıl olur, nasıl bilmezler, hemen resmini çektim koydum buraya...
çok büyümüyen bu kavun cinsi taddığım en iyi kavun cinsidir. ayrıca çoğu kimse sırf kokusundan dolayı evine , arabasına koyar, çocukluğumuzun bir çok macerasına konu olan bu bitkiyi seviyormuyum neyim :)))
belkide yöreme özgü olduğu içindir.
aşağıdaki açık ekmeğin resmini koymak için çekecektim ama malesef saldırıya uğradı :)))
07 Ağustos 2009 Cuma
Çıralı
24 Temmuz 2009 Cuma
yüzme dersleri
19 Temmuz 2009 Pazar
girdap
02 Temmuz 2009 Perşembe
22 Haziran 2009 Pazartesi
mustafa sevinçli
16 Haziran 2009 Salı
15 Haziran 2009 Pazartesi
28 Mayıs 2009 Perşembe
24 Mayıs 2009 Pazar
misafirlerim
arada sayaçtan bakıyorum nerelerden bloguma giriliyor diyeeee,
kardeşim bi slm attın bi yorum yazın,
yok...
oku kaç oku kaç...
ahada bloguma gelenlerin dağılımı :)))
bulacam olum sizi bulacam...
gaçamannnnn...
mesela erzincanlı arkadaş önce buketi okuyup sonra bana uğruyon galibaa :))
slm sana ( bari ben slm veriim)
Herkesin adresini vermiim, burdan demi ...
stanbul, Kocaeli, Bursa, Muğla, Antalya, Ankara, Ardahan, Artvin, Kars, Erzurum, Van, Malatya ve Dirbakırdaki misafirlere slm ;)
22 Mayıs 2009 Cuma
12 Mayıs 2009 Salı
ıslık
küçüklükten beri ıslık çalabilenlere gıbta ile bakarım, ben ıslık çalmaya çalışırken havayı hem alıp hemde vermeye çalıştığım için, görenler aval aval yüzüme bakarlar, ne yapıyor bu acaba derler ...
ama ne güzel huyum varki, amaaaannn der devam ederim :)))
aşağıda da eşimin dinleme yasağı koyduğu parçayı paylaşiim dedim
04 Mayıs 2009 Pazartesi
03 Mayıs 2009 Pazar
bir erzurum gezisi daha
19 Nisan 2009 Pazar
hoşgeldin
16 Nisan 2009 Perşembe
gururlanmak
Artvin ilinin, Borçka ilçesinin Demirciler İlköğretim Okulunun pek değerli pıncırları (puket hanımın tabiri ile) tüm imkansızlıklara rağmen köyler arası ve sonra ilçede bilgi yarışmasındaki BİRİNCİLİĞİNİZİ tebrik edip gözlerinizden öpüyorum...
Umarım sizin bu büyük başarınız oradaki bir çok kişinin kafasında danggggg sesini oluşturur...
sevgilerimle...
14 Nisan 2009 Salı
04 Nisan 2009 Cumartesi
03 Nisan 2009 Cuma
29 Mart 2009 Pazar
23 Mart 2009 Pazartesi
bir gün yapacam
21 Mart 2009 Cumartesi
17 Mart 2009 Salı
yıldırım
küçüklükten beri şimşek ve yıldırım izlemek beni mutlu eder ( komşumuz şenay abla ile elele tutuşup dönerken şimşek ışıltısına verdiğimiz pozlar bir çok dergi kapağından daha etkileyiciydir)
komik ve acımasız
http://www.bobiler.org/
yukarıda bir arkadaş sayesinde ziyaret ettiğim bir bloğun adresine yer verdim. bence sık kullanılanlara ekleyin, arada ziyaret edersiniz.
Eleştiride acımasız, espiride çok yaratıcılar...
15 Mart 2009 Pazar
pratik yemek
Bi pilav bile yapmamış birinden yemek tarifi almak üzeresiniz, dikkat edin. ( ee cem yılmazın dediği gibi " yiyiciyiz abi biz, yesenize olum!!!"
14 Mart 2009 Cumartesi
güzel bir fıkra
Bir Fransız generali bir İngiliz generaline
“Neden hep kırmızı giyiyorsunuz? Düşman için çok kolay hedef olmuyor musunuz?” diye sormuş.
İngiliz general, “Böylece kan izi belli olmuyor. Diğer askerlerin de morali bozulmuyor” diye cevap vermiş.
O gün bugündür Fransız askerleri kahverengi pantolon giyiyor...
:)))))) :))))))))))))) :)))))))))))) :)))))))))))
07 Mart 2009 Cumartesi
BİZ ÜÇ KİŞİYDİK
Biz üç kişiydik;
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek...
El tetikte kulak kirişte
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık.
Gece uçurum boylarında,
Uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.
Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,
Tüterdi buram buram.
Gizlice ona bakardık,
Yüreğimiz göçerdi...
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...
Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,
Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,
Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı...
Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...
Artık yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda...
Bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular...
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
Titredi ve iki yana düştü kolları....
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi...
Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı...
Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası
Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası...
Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan...
Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...
03 Mart 2009 Salı
hiç bitmeyen yemek
27 Şubat 2009 Cuma
lülü gelmiş hoşgelmiş
romaya vardığında papaya slm söleee...
bol bol resim çek e miii....
20 Şubat 2009 Cuma
göbeğim
bir arkadaş ile kilo hakkında konuşurken, iş inada bindi, dedim bak bloğumda göbek ile ilgili şiir yazdırma bana, netekim yazdırdı. aha da yazıyorum :))) tüm geöbeği ile mutlulara...
Mutluluk getirdin bana ey yüce göbeğim
Köy deviren tarafıma inat senin için beslenirim.
Gölgende karıncalar ve kuşlar besledim.
Tepsiye gerek yok artık sen varken göbeğim
Yemeği kesip spor yaptırdılar
Sensiz mutlu olacağımı sandılar
Ama bir türlü anlamadılar
Sensiz olmuyor ey yüce göbeğim
Her öğün yedim kana kana
Ama sen hiç yüz çevirmedin bana
Gömlek düğmelerini iterek hep göz kırptın bana
Ütüye gerek bırakmadın benim yüce göbeğim...
Yazan : BEN:)))
19 Şubat 2009 Perşembe
radyom yayına başladı
ara tatilde radyo yayını denemelerinden sonra artık saatlerimiz belli olsun di mi.
hafta içi salı ve perşembe saat 23:00'ten 24:00'e kadar...
salı günü türkü ve istekler...
perşembe günü Jazz, Blues ve enstrümantal parçalar...
aktif bir şekilde katılabileceğiniz bir ortam ( ne lan buu reklam gibi oldu. kardeşim isterse kimse gelmesin kendim çalar kendim dinlerim allah allahhhh :)) di mi ama )
di di di diiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
eee adresss???
işte adressss
http://site.mynet.com/bbaro/
18 Şubat 2009 Çarşamba
taşa bak
lap topa su döküldü
14 Şubat 2009 Cumartesi
osuruk maçı :))))
üniversitedeyken ilk yıllarda yurtta kalıyordum. 8 kişilik odada aynı sınıftan arkadaşlar ile barınıyorduk :)))
bir akşam üstü lavaboya uğramıştım elimi yüzümü yıkarken lavabonun köşesine yaslanmış iki yakın arkadaşımın sohbet etmekte olduğunu gördüm. derken yanımıza aynı odadan bir arkadaş geldi. 4 kişi çökmüş sohbet ederken sigara tüttüren lerden biri kaçırıverdi bırrrtttt. diğer arkadaşta arkadaşı bozmamak için
- bir sıfır öndesin dedi hemen akabinde booorttttt diye salladı sonra bir bir dedi.
-sonradan gelen arkadaşta şoka girdi tabi
derken ilk golü atan bi tane daha salladı bırtttttt
-durum iki bir dedi
bunun üstüne şoktan çıkan arkadaş orta sahadan salladı
bııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııırtttttttttttttttttttttttttttttrtttttrtrtrtrtrtrtrrtttttttoooottrrrtttt
-sonrada sevinç naraları atarak ben kazandımmm diye çığlık atmaya başladı.
diğer iki arkadaş hadiii len bu basket maçı mı bu bir sayılır dediler
aklıma geldikçe halen güldüğüm bu olay tam bir çok güzel harerketler bunlaralıkkkkkk
12 Şubat 2009 Perşembe
bilgisayarım bozuldu :(((
01 Şubat 2009 Pazar
çok güzel hareketler bunlar
"bıçağı asağa koymuş"
"benimkini sola koymuşta ne olmuş , ağzı bu tarafa bakıyor "....
süper yaaa
25 Ocak 2009 Pazar
geometrik şekiller
Yukarıdaki birdanem ile kaliteli zaman geçirmeye çalışırken, beşik cevabı beni bayaa dumur etsede , kuzumun yaratıcılığına hayran kaldım :)))
20 Ocak 2009 Salı
yemekteyiz
Bu aralar tv de bir program var sanırım izlemeyen yoktur. yemekteyiz ( zıkkımdayız).
üniversitedeyken çok güzel yemek yapan bir ev arkadaşım olduğu için genelde salata dışında pek bi yemek yapmış değilim ( bi çorba veya pilav bilem yapmış değilim ).
netekim ( bu kelime de bana erdal ereni hatırlatıyor ???) ben bu yarışmada olsam ne yapardım diye düşünüyorum bu aralar :))
- menüyü alanca büyük ihtimalle şok yaşarlar
1-ekmek
2-su
3-soğanın cücüğü
4- dut kızartması ( bi ara nasıl yapıldığını anlatırım, talep gelirse tabii)
her bir misafirin tabağına 5 cücük koyarım
sonra da kenera çekilir katıla katıla gülerim :)))
inadına gittiğim her evde de tabakları silip süpürürüm
hepsine de 10 verirrim
ne demişler ( mı dur hevdın bugın) benden uzak birbirinizi yeyin :)))
16 Ocak 2009 Cuma
Melekale
ERDAL BAYRAKOĞLU güzel söylemiş, buyrun dinleyin...
Başta giriş ağır ama müzik sonra hızlanıyor ( az bişi dinleyip ehhhhh diyeceksen hiç açma kardeşim, kızdırma adamı, tovbeee tovbeee,üç dinlemeden sonra
başlıycan mırıldanmaya, garantiii veriyorum, melekale ti galii meleka titi galii :))))
15 Ocak 2009 Perşembe
şoray uzun yolda
+18 küfürlüdür dikkat
Facebookta arkadaşın gönderdiği aşağıdaki video bayaa güldürdü beni
buyrun sizde gülün
09 Ocak 2009 Cuma
04 Ocak 2009 Pazar
zeynebim
31 Aralık 2008 Çarşamba
MUTLU YILLAR
küçükken hep heyecanlanırdım yeni yıl ne getirecek ne getirecek????
bana zaten en sevdiğimi getirirdi, lapa lapa, bembeyaz bi dolu kar getirirdi...
herkese bi ton sağlık, bi ton mutluluk, bi ton da para getirmesi dileğiyle ( mümkünse paralar bozuk para olmasın )
MUTLU YILLLARRR
30 Aralık 2008 Salı
şöförlük
bir süredir kafamdaki bu konu hakında yazma istediği duyuyordum ,,, aşağıdaki videoyu da izleyince!!! ertelemeden yaziiim bari dedim...
ehliyet alırken pratik yaptıkça arabayı kullanma yeteneğimiz artıyor. arabaya olan hakimiyet arttıkçada kendine güven yükseliyor. daha sonra insanlarda kendine güvenin etkisi ile kurallara uymama, hız yapma ve başkasının trafikteki önceliğine el koyma gibi istenmedik özellikler ortaya çıkıyor...
zor bir kavşakta çıkmakta zorlandığım bir gün, karşı yönde gelen şöför hızını keserek geçme önceliği kendisinde olmasına rağmen ( arkasında da araç yokken ) benim geçmeme izin verdi. o zaman anladım trafik evriminin son basamağında insan trafikteki herkesi düşünen bir canlıya dönüşüyor. BEN bu insanlara şöför diyorum... ötesi ya trafik canavarı yada trafik canavarcığı diye adlandırılabilir...
VİDEO + 18 dir dikkat
29 Aralık 2008 Pazartesi
28 Aralık 2008 Pazar
yeni bir görünüm
Arkidişler yeni bir görünüş oluşturalım dedik umarım beğenirsiniz... ( dedik dediğime bakmayın direk ben dedim yanımda kimse yoktu, e madem yoktu neden dedik diyorum, arkamda sağlam bir topluluk var hissini mi uyandırmaya çalışıyorum, belki evet belki belki, belkide hereeeeeee
şomiyen şu tarafta ( iç içe parenteze de bayılıyorum, şomiyen hikaayesini anlatırmıyım bilemem, çünkü biraz belden aşağı olabilir, belkide olmayabilir ( tamam bu günlük bu kadar kaybollll...)))
27 Aralık 2008 Cumartesi
25 Aralık 2008 Perşembe
kaplan beslemek
Adamı işe almışlar, adam da zanetmişki kaplanlara yemek verecem. kafese girdiğinde yemeğin kendisinin olduğunu anlaması geç olmamış :)))))))
20 Aralık 2008 Cumartesi
sıcak ekmek
14 Aralık 2008 Pazar
bush'a ayakkabı
hatırladığım kadarıyla, o ayakabılar, saddamın heykeline de şap şap diye vuruluyordu...
08 Aralık 2008 Pazartesi
06 Aralık 2008 Cumartesi
misafirimiz yusuf
Geçen gece üniversiteden arkadaşımıza uğrayalım dedik. laf lafı açıp zaman ilerlerken, mılışımızın uykusu geldi ve biz evin yolunu tuttuk. gece 1.30 gibim herkes datlu datlu kestirirken ben de yavaştan yavaştan uyiiiim dedim. cemrenin bezinin kokusunuda evde yayılmaması için, küçük tuvalete atiiim de bari öleee uyiim dedim. bi baktım tuvalet kitli ?????
nasıl olur????
içerden kitlenebilir ancak????
olur mu böle şey????
içerde hırsız mı var acaba????
derken yusuf yusuf yusuf geldi....
3.30 a kadar kapıyı açmaya çalıştım. bi yerden kapıyı dinliyorum, bi yerden kapıyı zorluyorum. en son kapının içerden bile açılmasını sağlayacak mekanizmayı çıkarıp kendimizi garantiye aldım. bir makas ve demir keratayı alıp yatağın yolunu tuttum. sesizlik içinde kulağım kapıda uyuyuvermişim...
rüyamda kapının önünde ben ve yusuf beklerken, birden birinin küçük tuvaletini yaparken kii sesini duydum. yataktan bi fırlamışım ( tabi yusuf bağırıyor yusuf yusuf yusuf) anladım rüyaaa. amaaan dedim tekrar uyudum.sabah öğrendik ki o kapıda bi sorun varmış .....
korku filmi gibim bi geceydi yaniiii anlıycanııızzz :))))
29 Kasım 2008 Cumartesi
27 Kasım 2008 Perşembe
mimlenmişik
bari bilgeyi mimlemede onu da ben mimleyim...
şimdi ben kimi mimliycem...tovbeeeee tovbeeeeeeee
GARİP HUYLARIM
Bikerem bana kar şakısı yapılmaz, kesinlikle altta kalmam :)))) (en son bir ingilizceci arkadaşa kendisi kadar kartopu atmıştım :))))
acayip bahane bulurummm ( yok efendim işin aslı m.ö. dayanmaktadırrr, falandır da filandır...)
fıkra arşivim çok fazladır, genelde bana anlatılan bir çok fıkrayı anlatanın ağzınaa tıkarım :)))
spor izlemektense yapmaya bayılırım...
döverek severim :)))))))
25 Kasım 2008 Salı
heroes
bir hafta bekle sonra beğendiğin dizi 40 dakka da bitiversin. üstelik tam ortasında gıcık bir şekilde reklamları izle öğğğğğ
ne güzelki aşağıdaki siteden 2 aylık bölümü bir günde bitirmiş bulunuyorum, oh beee rahatladım
23 Kasım 2008 Pazar
nar yeme şekli 2
geçen eklediğimiz nar yeme şekline çok fazla teşkür aldığım için, üşenmedim yeni bir nar yeme şekli yayınlıyorum....

Zaman
zaman ağır bir bataktı sanki.... (bize düşen yanmaktır 2001)
zaman dediğimiz kavram insanların uydurması. o kadar gerçekçi ve etkileyiciki, herkesi etkisi altına almış. çok uzun yazmamayı ilke edinmişken bu konudan nasıl çıkacam ...telaşlandım birden.
örnek 1: canlıların yaşları vardır ama herbirinin yaşamını sonlandırma süresi faarklıdır. hücresel anlamda bir hücrenin yaşam süresi farklıdır burdan yola çıkarak 40 yaşında herkes aynı ölçüde yaşlanmaz
örnek 2: herhangi bir olayın gerçekleşme süresini değiştirirsek zamanıda değiştirmiş oluruz.
misal dünyanın kendi etrafında dönme süresi dünya için böyledir. sadece bizim gezegenimiz 365 gün 6 saat te yıldızının etrafında dolaşır.
öfff ne karıştı demi kafanızzzz. aslında amacım güzel bir paylaşım yapmaktı.
zamanımı yaşarken sevdiğim dizileri hep kaçırırım. şimdi öyle bir site buldum ki burdan çok beğendiğim dizilerin izleyemediğim bölümlerini izleyebilirim...
TAVSİYE DİZİLERİM
Big Bang Theory 1.Sezon (bir kaç bölüm izledim, komedi, )
Dexter 1.Sezon (bir kaç bölüm izledim, psikolojik gerilim, )
Dr. House Md 1.sezon (izlemeyi planladığım ve bir türlü başlayamadığım, )
Heroes 1.Sezon (2 sezonunu peş peşe izledim)
How I Met Your Mother 1.Sezon (2 sezonunu peş peşe izledim)
Kyle XY 1.Sezon(izlemeyi planladığım ve bir türlü başlayamadığım, )
Lost 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)
Prison Break 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)
Smallville 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)
South Park 1.Sezon(2 sezonunu peş peşe izledim)
nerden mi izleyeceğiz :))))
işte burdaaa
http://www.canlidizi.com/index.php
18 Kasım 2008 Salı
yeni bir fıkra
fen okulu gurubundan aldığım bir fıkra ;)))
bence gayet doğru, bu konu ile ilgili bir yazı yazma planımıda tamamlamış bulunuyorum.
Kadınların gidip kendilerine erkek (koca) seçebilecekleri bir erkek dukkanı (magazası) açılmıstır. Magaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkca erkeklerin nitelikleri de yukselmektedir.
Magazada sadece tek bir kural gecerlidir: herhangi bir katın kapısından iceri giren kadın o kattan alıs-veris etmek zorundadır ve eger bir üst kata çıkmak isterse tekrar aşagı katlara inemez.
Bir gun bir grup kız arkadaş kendilerine erkek seçmek icin magazaya gider.
Ve....1. KAT'ın kapısında şunlar yazılıdır: Bu kattaki erkeklerin calışacak bir işleri var ve çocukları da severler.
Kızlar yazılanları okur ve şöyle derler: Eh hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım'.
2. KAT'ın kapısında yazılanlar: Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar.
Kızlar: Hmmm hiç fena degil ama acaba bir üst katta ne var ?
3. KAT : Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var çocukları severler son derece yakışıklıdırlar ve ev islerine de yardım ederler.
Kızlar:Aman Tanrım cok etkileyici ama yukarıda baska katlar da var.
4. KAT : 'Buradaki erkeklerin işleri cok iyi çocukları çok severler gayet yakışıklı olup ev işlerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler.
Kızlar çıglık atmaya başlarlar: 'İnanılmaz bir üst katta bizi neyin bekledigini bir düşünün!; Ve bir kat daha çıkarlar...
5. KAT'ın kapısında sunlar yazmaktadır: 'Bu kat bostur ve sadece kadınları memnun etmenin mumkun olmadıgını kanıtlamak icin konmustur. Çıkış soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız
15 Kasım 2008 Cumartesi
tenis
haydar
çok sevdiğim bir öğretmen arkadaşım, öğretmenliğinin ilk yılında yukarıdaki tebeşirle ilgili bir olay yaşamıştı.
arsızlıkta okul birincisi olan ve hatta okuldan uzaklaştırılması için hakkında toplantı yapılan bir öğrencimiz, öğretmenimizin dersinde zıvanadan çıkmış. tepesi atan ve aslında öğrenci dövmeye karşı olan öğretmenimiz dayanamayıp elindeki tebeşiri öğrencimize doğru fırlatmış. şans bu ya tebşirde sıyırıp geçmiş öğrencimiz gazi olmuş. sonra da bir dilekçe hazırlayıp öğretmenini idareye şikayet etmiş.
üşenmedim o tebeşiri getirdim ve sizin için sordum...
- öğretmenin elinde tahtaya dürtülürken ne yazılıyordun?
- yabancı bir dildi sanırım, what is your name mi ne öle bişi iştee....
- peki sonra ne oldu.
- arkada tombiş bir öğrenci vardı habire konuşuyordu. bi baktım öğretmen havada daireler çizdiriyor bana... sonra beni fırlatı verdiii.. havada süzülürken gözüme tombişi kestirdim. aslında duvara fırlatılmışken, merkez kaç kuvvetinin etkisi ile falso aldım ve tombişin üzerine atladım.tuttum yakasından. ne bıdı bıdı anlatıyon kardeşim dedim baktım laftan anlamıyor, yermisin yemezmisin, sonra kendimi kaybetmişim tabiii..
-geçmiş olsun diyoruz öyleyse...
sonrası mı??? evet artık öğretmenimiz hiç bir öğrenciye tebeşir fırlatmıyor. tahta kalemi kullanıyor artık ve de bıdı bıdı yapan öğrencileri alıp direk tahtaya fırlatıyorrr :))))
tanerbaba
07 Kasım 2008 Cuma
tersname
sevgili bilgenin bahsettği türküyü bende size dinletiiim bariiii ;)
yüklenirken biraz bekleyebilirsiniz, hemen kaçmayınnn
kimeee diyorum kaçma kardeşiiim...
bak halaa elii kayıyor ...
30 Ekim 2008 Perşembe
Bakış açısı
İstanbulun Fethini hep ders kitaplarından okumuştuk. Ereğlideyken SON BÜYÜK KUŞATMA 1453
adlı bir kitap aldım. merak ettim yabancı bir gözden bu olay nasıl görünüyor???
Farkına vardım ki olaylar hakkında yabancılar bizden fazla not tutmuşlar, doğal olarak ta kendilerini mazlum karşı tarafı ise zalim göstermekteler. kitabı bitirdim ama sonunda da
nasılmışşşşş dedim içimden
karşı tarafa sesleniyorum yiğidi öldürün hakkını yemeyin kardeşiiim
bu arada istanbulun ismi hakkında da bi merakım dinmiş oldu.
güya mehmet islamın bol olduğu yer diye isim takmış, islam bol, islambol, islamgoool, istangol, istanbol, istanbul...
29 Ekim 2008 Çarşamba
İstanbul gezileri 1
ilk tenis maçımı gerçekleştireceğim gün olmasından dolayı heyecanla başladığım güne elişin tehdidi gölge düşürdü.
"ya beni gezmeye götür ya da bugün doğururum"
pendik sahil yolundan kadıköye arabamızla yola çıktık. Caddebostana geldiğimizde yol tıkanmaya başlamıştı.trafik tıkanınca etrafımıza bakma imkanı bulduk. gerçektende çok modern ve elit bir semtte olduğumuzu anladık. sanırım bu tatil gününde tüm kadınlar eşlerini tehtid ederek dışarı çıkarmayı başarmışlardı. gerçi güneşinde bunda etkisi çok fazlaydı.
kadıköye gidemiyeceğimizi anlayınca sahile dönüp park ettik. sahil kenarının bu kadar renkli ve eğlenceli olması bizi çok mutlu etti.
daha güzel bişi varsa o da tenis maçına yetişmem oldu tabiküneeee
sonuç olarak istanbulda mutluyuz ( madden olmasa da...)
bu arada fatihin istanbulu fethi ile ilgili bir kitap okudum. bir diğer yazımda aktarırım artık...
28 Ekim 2008 Salı
Yasak Kardeşim Giremezsin
kısa bi süre bloglara giriş yasaklandı...
aciip gıcık oldum var yaaaa... bu zihniyet hiç değişmiycek sanırım...matbaayı da aynı zihniyet yasaklamadı mı??
youtube yasak güya ama millet şakı şakır giriyor... eee ne anladım ben bu işten....
problemi çözemeyince bu soru yanlış kardeşş demeye getiriyorlar...
iyisimi bloğumu bir dosyaya kaydediiim de, sonraları bakmak eğlenceli oluyor...
yasaksız günler dileğiyle...
21 Ekim 2008 Salı
Ağlamalar
09 Ekim 2008 Perşembe
04 Ekim 2008 Cumartesi
Black cat white cat
Üniversitedeyken sinama topluluğunun düzenlediği bir filme gitmiştik. Film başladı.... bi baktım , bulgaristan da geçen bir filmin içine düşmüşüm. usta bir yönetmen ve usta oyuncular dışında müziği de enfesti. yıllar sonra filimi tekrar izlemek istediğimde yanlış isim ile arayınca doğal olarak bulamadım. geçenlerde salih arkadaşın verdiği bir isim ile kutsal bilgi kaynağına danışınca, şıp diye film, müzik önüme döküldü. filmi bulabilirseniz izleyin müziği aşağıya koydum buyrun bi de siz dinleyin. ama sonuna kadar dinleyin kafamın tasınnı attırmayın....
30 Eylül 2008 Salı
şeker bayramı
22 Eylül 2008 Pazartesi
17 Eylül 2008 Çarşamba
15 Eylül 2008 Pazartesi
kapı kilidi
malesef bozulmak ile çalışmak arsında kafası karışık bir kapı kilidimiz var ...
geçen gün üni. arkadaşımızı eve çay içmeye çağırdık. kısa bir süre için de evden ayrıldık. geri geldiğimde malesef kapı açılmıyordu. aldımı beni bir telaşşş, neyseki şimdik burda açıklamıyacağım bir teknikle kapıyı açıverdim. bu teknikle kilitlenmeyen bir çok kapı rahatça açılabilir. o yüzden evden ayrılmadan mutlaka kapıyı kitleyin, hatta bubi tuzağı bile kurabilirsiniz.
NOT: gözünü sevdiğim borçkada kapı açık uyusan bile uykun kaçmazz
08 Eylül 2008 Pazartesi
okul açılışı
06 Eylül 2008 Cumartesi
ermenistan maçı
hepsi boş aslında, cimbommuş fenermiş, ermeniymiş değilmiş, müslümanmış budistmiş
asıl olan insan olmak....
04 Eylül 2008 Perşembe
tenis
02 Eylül 2008 Salı
balıklar
2oo1 de ev arkadaşımın düğününe gittiğimizde, dikilide denizin üzerinde bir platformda müzik eşliğinde demlenirken, suyun altındaki ışıklardan dolayı toplanan büyük balıkları izlerken acayip kıllanmıştım ( ne uzun cümle oldu yavvvv). Kendimi üzerlerine atmamak için zor tutmuştum :)
bu ruh hali nedendir bilinmez yine üzerime çullanmış durumda :)))))
31 Ağustos 2008 Pazar
istanbul
Gelir gelmez esski arkadaşlar ile buluşmak çok güzel :)))
Üni. sınıf arkadaşım mustafa, eğitim fak. takım arkadaşım ümit ve de şu an için telefon ve internet ile görüştüklerim :)))
dolu dolu geçecek günler.... İyiki gelmişimmmmm :))) Borçkanın tadı halen damağımda ama boludan artvine gittiğimde ki kırgınlık yok üzerimde?????
borçkada sınıf ve branş öğretmenliği yapacak 2 ve 4 yıllık fakülte mezunları aranıyormuş.....
kızımın hemşerilerine üzüldümm....
bu aralar spor merakım depreşmeye başladıı, dün 21 de bitten iki maç yaptık bire bir olduğu için çok yorucu geçtiii, eski formuma kavuşmam biraz zamanımı alacakkk... bi de tenis merakı başladı kendime çok güveniyorum ama göründüğü kadar kolay değil sanırım....
geçen avrupa yakasında sarıyere geçtim, biraz zorlandım ama düşündüğüm kadar korkunç değilmiş, en önemli şey cesaret...
böyle daldan dala zıplamamın sebebi bir süredir aklımdakileri yazamayışım, sanırım toparlamadığım için de böyle dağınıık oldu... sorun mu bu ... bence değil :))))
15 Ağustos 2008 Cuma
iş arkadaşları :)))
bu resimdeki iş arkadaşlarımın o an neler düşündüklerini yazmadan geçemiycem;
ben: 1.250+yol+eşin yolluğu+kira-araç-işçi=????? offfff
Muhammed: tabiki bu resimdeki en yakışıklı benim... sanırım baranda 3 e yakın yolluk alır...
Bekir: kaçırsam daha mı az masraf olur acaba, bu arada müdürün en önde olması gerekmez mi laaaannn
Mustafa: ya ne laf anlamaz adam yaaa, saati 75 diyorum hala tuturmuş ne diyorrr...
Mikail: şöle deniz kenarında olsam ayaklarımı suya uzatsam.... şarıııll şuruuulll dalgalar, bir elim yağdaaa bir elimm baldaaa offff offf offff
puket: aman da yerim genişliycek aman da yerim genişliycek, artık koltuğa da uzanırımmmm...
esengül: bekle kanada ben geliyorum...
arzu: bu köyün ağası benem :)))
cemile: kerimi tekrar askere yollasammm mı acaba :)))
Tülay: iki makina var hangisine baksam acaba... dur hasan diğerine bakıyor, bende buna bakiiiim :)
Hasan: bizim makina buydu dur ben bizim makinaya bakiiim
10 Ağustos 2008 Pazar
bilgem gelmiş hoşgelmiş :)
09 Ağustos 2008 Cumartesi
nar yeme şekli :))))
Bu önerimi dinleyen hiç bir arkadaşım pişman olmadı.
herhangi bir yerden alınan, sağlamcana bir nar ( herhangi bir yerinden kesik, yırtık, delik olmamalı), sağından solundan, baş parmağın kemikli yeriyle iyicene ezilir. ezerkene dikkatli olmalıyız ki herhangi bir yerinden cörtlemsin :))
kabuğunun altından patlamaya hazır bir volkan gibi suyunu biriktiren nara minik bir delik açılır ve ordan akan suyu bir vampir gibi emilir. bu arada iki elimizle narın altını üstünü kuvvetli bir şekilde sıkalım ki nar tanecikleri tüm suyunu bıraksınlar.
3 nardan fazla yemeyiniz diliniz pörtler :)))))
02 Ağustos 2008 Cumartesi
ayşem gelmiş hoşgelmiş
30 Temmuz 2008 Çarşamba
süt kardeş
hepimizin süt kardeşi vardır. ama çoğumuz ne yaptıklarından haberdar değilizdir. resimdeki fıstık kız da kızımın süt kardeşi. sevgili dostlarımız kocaman ailesi ile irtibatı koparmasaak süt kardeşleri genç kızlıklarında buluşturmak istiyorum . umarım başarabiliriz.. 
(süt kardeş kucaklama hareketini yapan)
yubiii
19 Temmuz 2008 Cumartesi
tüm dostlara
bana öyle geliyor ki her güzel iletişim kurduğum kişilerde bir parçamı bırakıyormuşum. kalan parçam kaldığı yerde dururken ben parçamdan zamanla uzaklaşmaktaymışım.
bazen parçamın kaldığı yerleri düşünüyorum. ne de güzellerdi, ne de cana yakındılar. bugün artık kabul ediyorum bıraktığım parçalar artık başkalarının bütünlüğüne katıldılar. ve umarım o bütünlükler benimle karşılaştıklarında kendilerine sarılır gibi bana sarılırlar...
13 Temmuz 2008 Pazar
havuz
cemre mılışımız bugün bombayı patlattı :))))
suyu çok seven hanfendi bir su ile buluşurken ağlar bir de ayrılırken...
havaların sıcaklığı nedeniyle annesi ile bir olup kuzuşumuza yapay havuz yaptık, bir güzel eğlendi eğlenmesine de bir türlü vazgeçmek bilmiyor. iki gündür havası inik havuzun yanına annesinin elinden tutup götürüyor ve her defasında ilginç bir şaşırma ünlemi katıyor ... ahhhhh (tam oyuncuuu)
sanırım bizden ümidi kesmiş olacak ki bugün bir eline mutfaktan bulduğu kepçeyi almış, diğerine de pet şişe. kepçeye su katmış sonrada içindeki birazcık suyu şişme havuza dökmeye başlamış
:)))))
antalyada sudan çıkmıycakmış gibi geliyor...
05 Temmuz 2008 Cumartesi
istanbul
Çocukluğumdan beri yön konusunda bir yeteneğimin olduğunu düşünürüm. bir kaç enterasan anım var tabiki;
mısayibim ile atari merakımızın olduğu günlerde antalyada ilginç bir evimizze kavuşma anı :)))
üniversite ev arkadaşımın bergamadaki evini yıllar sonra şıp diye buluverişim...
falan filan ...
google earth programınıda bu konuda kullanmayı çok seviyorum. aşağıdaki fotolar sırası ile
yeni evim:
okullarımız:
02 Temmuz 2008 Çarşamba
Borçkadan kaçış
çok iddalı bir başlık oldu di mi?
sanki hapishaneden kaçış gibiii...
alakası yok tabii ki de...
çok güzel geçen 2 yıldan sonra borçkada birçok sevdiğimi bırakıp dönmek düşündükçe hüzün veriyor...
kızımın iketi, halası,ayşesi,rabişi,unusu,süt kardeşi
varlıklarıyla güven veren yan komşum, ve de kızımın gürültüsüne dayanan alt komşum
pek değerli medet amcam
iş arkadaşlarım...öğrencilerim
ve de isimlerini hatırlayamadığım bir çok borçkalı sizleri hiç unutmayacam...
tayin isteyip kaçarken ev sahibim sordu, hani 3 yıl daha kalacaktın???
evet 3 yıl daha kalınabilir bir yerdeydim,
ama kuruldukları yeri çok yüksekte gören ve o yüksekte olduğunu düşünenlere yalakalık yapanlardan tiksindiğim için kaçıyorum (dikkatlce okunursa herhangi bir anlatım bozukluğu yapmadığım kanısındayım)
uzatmadan bir teşekkür le yazıma son veriiim
borçkada bir çok insanın karşılıksız yardımına koşan,
yüreği ve ailesi kocaman insana teşekkür ediyorum, geçen zaman daa acıdığım tek şey sizinle geçirdiğim zamanın azlığıdır.
lüks artvinin güler yüzü, türkü taşan yürekli herşey için sağolasın...
yolculuk
yorucu tempodan tekrar bloğuma dönmenin mutluluğunu yaşıyorum...
Arhavide öğretmenlere kurs verme, evi paketleme, tırı ayarlama, yollukları düzenleme sonra tekrar tekrar düzenleme :( yolla çıkma, istanbulda araba kullanmaya çalışma, evi toparlama ve ereğliye dönüş... yazarken bile zorlandım. ne yorulmuşum beee
herbiri ayrı bir yazıyı barındırabilecek bu konulardan zaman buldukça yaziiim barii.
15 Haziran 2008 Pazar
12 Haziran 2008 Perşembe
10 Haziran 2008 Salı
Neyzen TEVFİK
internette okuduğum bir haberden sonra ustanın güzel şiiri geldi aklıma, kutsal bilgi kaynağına neyzen şiir yazınca çıktı hemne ortaya :))
Neyzen Tevfik'in ATATÜRK'e dil uzatanlara yazdığı şiir
Ne ararsın Tanrı ile aramda?
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa neden türban sorarsın?
Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararım içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.
Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.
İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...
09 Haziran 2008 Pazartesi
silifke kampı
(ek bilgi: google a s
ilifke kampı yazınca direk benim blog çıkıyor, millette bilgi almak için bakıyor, umarım bakanlar dümdüz gitmemiştir, bu ne biçim site yavvv :)))
bari bilgilendirici bişi yaziim de geleni boş göndermeyelim :))
ahada kalınacak yer...mebin kampı (resme tıkla büyüsün)
Nasılmı gidiyoruz??? mersin otogarından silifke arabasına bin kapızlıda in, köşedeki güleryüzlü abinin dolmuşuna atla o seni kapıda indirir :))
hizmet içi eğitim için mersin silifkeye bakanlık tarafından gönderildim. çocukluğumdan beri hayal ettiğim bir kamp ortamına seçilmiştim. işin ilginci silifkeye gitmek için başvurduğum kurs çıkmamıştı. erzurum kursuna devam nitelikte bir kursa kendilliğinden seçilmiştim :)))
istanbulda kız kulesini görmüştüm ama kız kalesini görmemiştim. rivayete göre kral aşifte kızının yılan tarafından ısırılmasını önlemek için resimdeki kaleye yollamış. (falcı kadının öngörüsü tabi)
sonra prensese üzüm götürürlerken yılan üzüm sepetinin içine atlar (prenses üzümü büyük ihtimal şarap yapıyordur, eee yalnızlık zor tabiii) sonuçta yılan prenses ile demlenirken krala yakalanırlar ve ikisini de öldürülür.
resimdeki güzel insanların çoğunluğu fen ve teknoloji öğretmeni...
sabah öğle ve akşam demeden dersi ve denizi birlikte yürüten ekip...
bunuda yapmasam biryerim şişerdi kesin...
sol baştan sayarsak; alper, ben,bülent,kerim ve ömer. tam bir kafa dinlemeydi benim için arkadaşlar da sağolsun çok kafa adamlardı... fırsat olsa da kerim size otobüs yolculuklarını anlatsa, kesisn çatlarsınız :))) demii yiğeennn
cennete giriş; toplam 900 küsur merdiven, aşağılarda bir kilise ve en dipte torağın altında bir su sesi, nasıl cennet demişler anlamadım...
30 Mayıs 2008 Cuma
kırmızı benekli alabalık
Daha küçük bir çocukken balık tutkusu babamdan bulaştııı. sabahın erken vaktınde beni uyandırmaya kıyamadığı için munzurun kıyısına tek başına giden babamı bulmam zor olmazdı. belli başlı yerlerde avlanırdıkkk.
çeşit çeşit balık yakalamıştık babamla ( tahta, yeşil, sazan, yayın, kaya, kara, peri, yunus köpekbalığı, balina... :))) son üçü abartı oldu, ama bir ara nasıl olta ile tosbağa yakaladığımı yazarım burayaaa :))) ) bir alabalık yakalayamamıştık. bu sebepten benim için efsaneydii, kutsaldı alabalık .
üniversite öğrencisi iken alabalık avında boğulma tehlikesi geçirdikten sonra alabalık yakalamayıda öğrendim ve anladımki iyi balıkçılar alabalık yakalayabilirlermiş ve de alabalık yakalayan kişi de artık alabalıktan başka bişide düşünmezmiş.
öğrencilerimi derse çekmek için 2-3 dakka balık avlarından bahsederim, iş bu ya sınıf öğretmenliğini yaptığım kuzucuklarımdan biri yukarıdaki muhteşem alabalıkları bana hediye etti. tadı gerçekten muhteşemdi fakat üzücü olan bir şey vaar kii o daa bu alabalıklar koruma altında....
27 Mayıs 2008 Salı
kahvede kara değil mi :)
20 Mayıs 2008 Salı
hüsrev
ko pilotum rizenin çayeli ilçesinde Hüsrev lokantasının çok ünlü olduğunu ve bir çok ünlünün buraya geldiğini anlattı. gerçekten de lokantaya girince bir çok kodamanın fotosunun duvarlara çerçeveler içinde asılı olduğunu farkettik. kurufasülyesi ile ünlü bu lokantada çok leziz bir yemek yedik
dağ çileği
14 Mayıs 2008 Çarşamba
Badminton
08 Mayıs 2008 Perşembe
simge :)
ingilizce öğretmenimiz buket hanım ile bir operasyon düzenleyerek ilçe birincimizi kaçırdık.
sevme sırasına girdiğimiz simgemizi misafir eden buket hanım bizede uğradı. kızımın aşırı sevgisine maruz kalan simge hanım bir ara nasıl yapsamda kaçsam der gibi bakmaya başladı :)))
malum bayanlar kek yapmaya çalıştığı için cemre simgeyi esir aldı :)
bende mılış mılış uyudum tabiiiii
05 Mayıs 2008 Pazartesi
dağçileği
01 Mayıs 2008 Perşembe
Penisilin
Adında bile meymenet olmayan bu ilaç bir çok zıkkıma derman olmuştur. Alexander Fleming tarafından küften (bi çeşit mantar) elde edilen bu antibiyotik bazı insanlarda alerjiye neden oluyor, bazılarında ise belli bir süre sonra alerji oluşturabiliyor. bu ilaçtan dolayı öldüğüm, inatçı bir doktor tarafından hayata döndürüldüğüm rivayet edilmekte...
umarım hiç muhtaç kalmam bu ilaç ve türevine...
30 Nisan 2008 Çarşamba
civciv
26 Nisan 2008 Cumartesi
Çay Biçtik
17 Nisan 2008 Perşembe
Üzerine su dökülen laptop

Bahar ile birlikte enerji patlaması yaşayan kızım, son vukuatiyle, kalp krizi geçirmeme sebep oldu :)) olaylar şöyle gelişti: şalgam suyu canım çektiğinden marketten şalgam suyu almıştım. eşimden hararet anında şalgam suyu istedim. laptobumun yanına konan şalgamın rengini beğenen kızımda, ilginin ortağı olan laptoba haince bir saldırı gerçekleştirdi. koca bir bardak şalgamın laptoba döküldüğü an ağır çekim gibiydi :)))
hızlı bir hareketle kızımı alıp eşimin üzerine fırlattım :))
pardon onu sonra yaptım :)))
şaka bi yana, hızlı bir hareketle önce laptobu ters çevirdim, akabinde (bu kelimeye de gıcık oluyorum) elektrik bağlantısını ve pilini çıkaardım, sonra saç kurutma makinası ve kağıt havlu yardımıyla israf olan bir miktar şalgamı içtim :))
bir iki iş bilen ile görüştükten sonra bilgisayarı 2 gün dinlenmeye bıraktım.
dınınınımmm işte yazımı bilgisayarım ile yazıyorum ( biraz şalgam kokuyor ama buna da şükür )
09 Nisan 2008 Çarşamba
İlkokul
04 Nisan 2008 Cuma
nisan 1
şaka yapmaya bayılırım, faakat şakaya bir gün sınırlaması bana göre değil. bunu protesto ederek bu senenin 1 nisanını şaka yapmadan geçirdim (daha doğrusu yaratıcı bir şaka bulamadım :)
malesef okula gider gitmez iğrenç bir şakaya maruz kaldım ve üzülerek söylüyorum şakayı yedim :)))
olay şöyle gelişti:
öğrenci- Öğretmenim, öğretmenim fermuarınız açık kalmış!!!!
ben- lennnnnn!!!!(hamle ve sonucundabir iç rahatlaması) kaçmasana laaaaannn, hıyarrrr
gel diyorummm burayaaaa (uçarak tekme :)))
böle bir şakayı yedikten sonra gün boyu şaka yapasım gelmedi.
ikinci şaka girişimi de çok ilginçtii.
ben sınıfa girince, sınıfın seviyesiz bir şakasına maruz kalacağımı bilerek gayet sakin, tedirgin masama doğru yürümeye başladım. masa örtüsünün oturacağım yere doğru sarkık olması beni biraz kızdırdı. çocuklar bu örtüyü neden böle bıraktınız, ( bu aradada sandalyem ile masa arasında örtüyü düzeltiyorum) masa altından vaaaaouuuuuuu a diye bir ses ile bir elin diz kapağımı tutuğunu hissettim. diz bölgemdeki titremeyi kimse görmediği için çok şanslıyım.
birden arka sıralardan ingilizce öğretmenimiz buket hanımın fırladığını farkettim (tosbağa hazretleri sınıfı ayartmış, hep beraber şaka yapıyorlar, bak bak bak)
neyseki öğrenciler karşısında karizmayı kurtardık :))
27 Mart 2008 Perşembe
ahmet arif
şiir dinlemeyi, okumayı ve yazmayı bana sevdiren usta...
selam olsun ruhuna...
bizi bize dosdoğru anlatan, her dinleyişimde içimi sızlatan
türkülere giren, yürüyüşlerde bağıran...
dolabına yazdıran...
yüzüne tüküren...
şarabıyla ağlayan....
hepsinden selam olsun ustaya.
21 Mart 2008 Cuma
forward
bir kaç e mail adresim var ve çoğu zaman arkadaşlarım bana çok güzel emailler atıyorlar. gelen e mailleri beğenmeme rağmen ( tabi ki hepsini beğenmiyorum da işte ayıp olmasın :))) ) genelde bana geleni başkasına göndermiyorum. gönderdiğimin kişiye özgü olması gönderdiğimi değerli kıldığını düşünüyorum ( bu cümlede bi tuhaflık var ama .... büyük ihtimalle cümleyi anlamayanlar olabilir ama zaten anlatmak istediğim de bir kaç cümle aşağıda :) endişeye gerek yok ( borçkada en çok kullanılan cümleyi yaziiim " problem yok" "sıkıntı yok" ). neyse bugün bloğumu yalnız bırakmanın verdiği vicdan azabını azaltmak niyetinde olduğum için bu forward konusunu yaziim dedim. ( yine allak bulak olacak gibi geliyor üffff, yav ben ne anlatıyordum)
bugün gelen 2 e maili sizinle paylaşiim
1. yemeklerden sonra ve ya yemek esnasında soğuk içecek içmemeliymişiz, sıcak içecekler içmeliymişiz: çünkü yemekte bulunan yağ soğuk içecekle karşılaşınca katılaşıyormuş. bu katılaşma işi damarlara kadar uzanıyormuş, uzatmadan sağlıklı bir ömür için güzel bir öneri ( güzel olan ise "bu e maili sevenleriniz ile paylaşın"ı paylaşmak)
2. gençler kitap paylaşımına çokfarklı bir boyut kazandırmışlar. düşünün binlerce genç bu çalışmaya katılmış... okuduğun herhangi bir kitabı, bittirdiğin yere bırakıyorsun.
08 Mart 2008 Cumartesi
07 Mart 2008 Cuma
Çamur
rivayete göre tüm insanlar toprak ve sudan yaratılmıştır. doğal olarak bu maddeler birleşince çamuru oluştururlar.
başta anlatıklarımdan yolla çıkarsak her insanın özünde çamurluk vardır. fark ise bünyeden büyeye görülen kıvamdır. kiminin kıvamı cıvık kiminin kıvamı katı. şükür çevremde cıvık çamurlardan bulunmuyor. tüm katı çamur arkadaşlarıma slm olsun.
son olarak elişimin bir sözü ile bitiriiim "kahpeliğe güç yetmezmiş" ölelerinin yapısında toprak ve suyun dışında sanırım ..ok eklenmiş :)))
05 Mart 2008 Çarşamba
merdivenler
3 yıldır çıkmak için planlar kurduğumuz merdivenleri bugün çıktık.çıkmadan önce merdivenlerin sayısı hakkında bir idaaya girdik. buketblu'nun tahmini 300, benimki ise 270 ti ve tahmin edin en çok kim yaklaştı...
03 Mart 2008 Pazartesi
atabarı kayak merkezi
görüntülere kavuştuğumuza göre yayınlamanın zamanı gelmiştir.
buketblu (sağda ;) ) güne başlarken çekilen videoyu ekleyecekti, umarım eklemiştir. bende ayrılmaya yakın çektiğimiz videoyu ekledim. görüntüleri izleyince gaza gelip yeniden gitme planları kurmaya başladık bile ;)
(en önde fırlayıp giden benim )
01 Mart 2008 Cumartesi
şaçinka
28 Şubat 2008 Perşembe
cemremin ilk karı
Sabahları, babanız veya anneniz tarafından karın yağış haberini aldınız mı hiç??? ( düşünsenize uykudan uyanıyorsunuz ve her yer bembeyaz)
aslında güzel olan duygu karın yağışı değil, sevdiklerinizin size güzel bir haber verirken ki heyecenıdır. en azından benim için :)
şimdi bu görevi eşim üstlendi...
uzun zamandır verdiği mutluluğu unuttuğum bu olayı bu sene eşim tekrar yaşattı bana.
(bi tanesin ;)
beni tanıyanlar bilir, kar olunca kendimi kaybederim... bir çok arkadaşım gazabıma uğramıştır (abim, elif,mustafa,mevlüt,murat,fahri, buket, ali,h. ibo, neşe, sündüz, ayşe... adını unuttuklarım kusura bakmasın :)
işte, Cemremin karla oynadığı ilk görüntüler
17 Şubat 2008 Pazar
14 Şubat 2008 Perşembe
mim
yine mimlenmişim !!! ama been bir gün biii mimliycem bunları görecekler günlerini :)
'İşte Bunlar' Listesi
-paraşütle atlamak
-dalgıçlık denemek
-saz çalmak
-tekrar bir kongrede sunum yapmak
-tekne ile ege sahillerini gezmek
Yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim
-Yüksek bir dağa çıkmak ve kayarak inmek
-ralliye katılmak
Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa,
-yine aynı anne-baba -kardeşe, aynı aileye ve aynı dostlara sahip olmak:)
-aynı kaderi yaşamak
eda hanım mimliyorum sizi
bayar şahin & metin kemal kahraman
sağ tarafa çok beğendiğim iki şarkıyı koydum ;)
dinleyin bakaluuumm :)
13 Şubat 2008 Çarşamba
bir fıkra daha
Ormanlar kralı aslan çok sıkılmış bir vaziyette ağacın altında otururken
yanına tilki yanaşmış.
Tilki - "hayırdır kralım neyiniz var?"
Aslan - "hiç sorma çok canım sıkılıyor"
Tilki - "ondan kolay ne var kralım, çok komik bir numara biliyorum"
Aslan -"ne yapcaz"
Tilki - "şu ilerideki bizim kırmızı şapkalı tavşanı çağıralım ve neden
kırmızı şapka taktın laaan deyip girşelim"
Aslan - "tamam hade
Aslan -"tavşaaaaaaannnn, gel lan burayaa"
Tavşan -"buyul kyalım"
Aslan -"neden kırmızı şapka taktın laaaan"
Tavşan - "hık mık "
derken aslan ile tilki güzelcene benzetmişler tavaşanı.
diğer gün aslan yine sıkkın sıkkın otururken tilki yanaşmış.
Tilki -"hayırdır kralım"
Aslan -"yav yine canım sıkkın, şu tavşanı, çağırsak mı??"
Tilki -" siz bilirsiniz kralım "
bir iki gün daha böyle tavaşnı dövmüşler, bir başka gün aslan yine
tavaşnı çağırmaya karar vermiş. tam çağırırken tilki atlamış.
Tilki -"yav kralım hep aynı bahaneden dövünce sıkıcı oluyor"
Aslan -"farkındayım da ne yapalım oğlum"
Tilki -"kralım para verelim tavşana, sigara almaya gönderelim, sigara alıp geldiğinde, eğer getirdiği sigara filitreliyse, neden filitresiz getirmedein
laaaaan der döveriz, eğer filitresiz getirirsede tam tersini söyleyip döveriz"
Aslan -"harika fikir" "laaaaaan tavşannnnnn buraya gel oglimmmm"
tavşan eli kolu sargı içinde aslana doğru seğirmiş
Tavşan- "buyul kyalım"
Aslan-"al laan bu parayı da sigara getir bana, hadi çabuuuukk"
tavşan dayak yememenin memnuniyeti ile "derhal kyalım" deyip fırlamış.
200 metre gitmiş gitmemiş, arkasını dönmüş " kyalım sigara filitrelimi filitresizmi olsun" demiş
Aslan-"tavşan gel laaan burayaaa"
Tavşan-"buyıl kyalım"
Aslan -"neden kırmızı şapka taktın laaaan"
pataküte pataküteeee
fıkra
Temel Ile Cabbar
Karadenizli Temel ile Konyali Cabbar birlikte tatile cikarlar.
Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gunun aksami guzel bir yemek yiyip
uykuya dalarlar. Birkac saat sonra Cabbar
uyanir ve Temel'i de durtukleyip
uyandirir. Temel uyku sersemidir;
>Ne oldu? Ne istisun?"
"Temelcigim. Yukariya bak ve bana ne gordugunu soyle."
>Temel gokyuzune bakar ve cevap verir:
>-"Ha punun icun mu uyandirdun benu?. Paktum iste.
>Milyonlarca yilduz gorirum...Isil isil parliyan
>milyonlarca yilduz..."
>Cabbar tekrar sorar:
>Peki, bu sana neyi gosteriyor?"
> Artik iyice uykusu kacan Temel biraz dusunur ve
filozofca cevap verir:
> -"Teolojik olarak Tanrunun kudretinu ve kendu
acizligimuzu corirum. Felsefik olarak, evrenun
sonsuzlugunu ve onun karsisindaki onemsizligimuzu
corirum. Astironomik olarak galaksilerun,yilduzlarun,gezegenlerun varligini
corirum. Meteorolojik olarak pucun havanun cok guzel
olacaginu corirum.Yilduzlarun konumuna bakarak da
gecenun koru ve saatin 3 oldugunu,penu luzumsuz yere
uyandirdugunu coruyorum...Niye sordun punu pana? Ha
sana neyi costerur?"
>Cabbar cevaplar:>
-"Ulan hiyar, cadirimizi calmislar..."
10 Şubat 2008 Pazar
geyik var
Geyik- selamın aleyküm, Munzur dağlarına gidecektim de…
Kedi- abi burası alaska, kafayı mı yedin…
--
Geyik-selam sana misafirliğe geldik…
Kedi-bugün yokum sonra gelin
--
Geyik- dışarı gelsene kartopu oynayalım
Kedi- annem arkadaşlarınla çok geyik yapıyon da ders çalışamıyon dedi…
Geyik- o zaman bizi içeri al
Kedi- bugün yokum sonra gelin…
--
Geyik- selam yoldaş, seni esaretten kurtrmaya geldik, aç kapıyı özgürlüge koşalım.
Kedi- soğuk mu dışarı?
Geyik- pek sayılmaz
Kedi- siz koşun ben size yetişirim…
--
Geyik- ben buraya test yaptırmaya gelmiştim.
Kedi- ne testi??
Geyik- DNA testi, bu yavrunun benden olup olmadığını kontrol edecektim
Kedi- bunu sen doğurmadın mı?
Geyik- evet ama bu konuyu içeride konuşsak…
Kedi- tüh yemeği ocakta unuttum…
--
Geyik-işte bu ikimizin yavrusu aç kapıyı da içeri girsin garip. Isınsın biraz.
Kedi- iyide ben dişiyim…
Geyik- hazır bebek istemez misin?
08 Şubat 2008 Cuma
Kadınlarımız
KADINLARIMIZ
Toprak öyle bitip tükenmez,
dağlar öyle uzakta,
Sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan toprak, toprak, ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince,
küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan
ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız şimdi ayın altında kağnıların
ve hartuçların peşinde harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.
NAZIM HİKMET
Usta şahirin bu şiirini okuyupta etkilenmemek imkansız. uzun zaman çelişki yaşadım kadınlara verilen saygı hakkında. Feministlik çizgisinde sek sek oynadım. En sonunda farkına vardığım sonuç; kadına en çok saygısızlık yapan, kadına güvenmeyen, kadının hakkını yiyen hiç akla gelmedik cins kadınlar.
Ünzile
üniversite zamanından beri çok beğendiğim Şebnem Ferah'ı uzun süredir dinlememiştim. mp3' üme habersiz kaydedilen yukarıdaki parçeyı dinleyince çok beğendim. Şebnemli şarkılara devam...
06 Şubat 2008 Çarşamba
05 Şubat 2008 Salı
amarula yermisiniz :)))
bi an önce fidelerini bulup dikmek istiyorum. eminim ki manavlarda kapış kapış gider.
biraz araştırınca, amarulada alkol bulunduğunnu öğrendim yalnız bunu araştırmaya gerek yokmuş, hayvanların hareketlerinden belliymiş.
02 Şubat 2008 Cumartesi
antalya çiçek pasajı
dün gece uzun süreden sonra çiçek pasajına gittik. lise sonrası uzun bir süre takıldığım çiçek pasajında anılarımla hasret giderdim. biralarımızı yudumlarken güzel türküler söyledik, halay çekmeyi de unutmadık tabiii :D
aklıma ilke geldi. güzel bir türkü söylerdi. youtube tan baktım, bulamadım. daha doğrusu buldum da. türkü ile ilke kesişim kümesi oluşturamadı.
aşağıya, pasajda dinlemekten zevk aldığım o türküyü ekliim dedim...
31 Ocak 2008 Perşembe
ilk aşk
Şu google'u arasanız okadar çok şey çıkar ki aşk hakkında...
ilk aşık olduğunuz insanı unutan var mı? ( insan kelimesi cümlede eğreti duruyor di mi, tekrar okuyunca farkkettim neyse düzeltene kadar bir iki cümle daha yazaarım, unuttururum nasıl olsa) aşk kelimesi, a harfinden gelmiştir. A harfi de gırtlaktan gelir ( unuttunuz dii mi ) :))))
bu arada ben ne anlatıyordum.... haaa ilk aşk,
ilk aşkkınızı eğer çocukken yaşamışsanız, karşı tarafı çok rahat incitebilirsiniz örneğin; kolunu sıkıp, saçını çekebilirsiniz...
lisede yaşamışsanız, yanardağ misali sivilcelerinizin arasından keskin bakışlar fırlatabilirsiniz...
üniversitede yaşamışsanız, (çüş yani, ne biçim insansın, insan bu yaşa kadar hiç olmazsa bir iki platonik takılır di mi ama ...) bence geç kalmışsınız...
halen yaşamamışsanız, yeşillik bir alan bulunuz ( mümkünse çok uzaklarda trenin geçebileceği bir manzarası olsun), oraya uzanınız...
ne alaka di mi ama ... bu yazı da nerden çıktı... bi haber sitesinde okuduğum ilk aşk haberinden etkilendim sanırım.. belkide okumadığım bir haberden etkilendim.. kim bilir :)))
29 Ocak 2008 Salı
hazırlık
24 Ocak 2008 Perşembe
takdir ve teşekkürler....
Öğrencilerime teşekkür aldığımda hissettiklerimi anlatıyorum karne zamanları. buraya da yaziiim ileride okurum günlük niyetine :(((
hazırlık sınıfında 28 saat ingilizce gördüğümüz yıllarda, ingilizce ile aram bozuldu. lise sona kadarda barışamadık zaten. karnem de hep dik dik bakardı bana. burnuda bir havada ki
1 ...
hiç huyum değildi gidip öğretmenlere -
"hocaaaaamm teşkür alcam, takdir kaçıracam" demek. öleeee gelecek belgenin beni tatmin etme ihtimali yoktu da ondan mıdır nedir...orta iki veya orta 1 miydi neydi. tüm derslerim iyi ingilizce 1. psikolojik ve fizyolojik bozukluğu olan bir müdürümüz vardı ( ayakkabısı boyalı olmayanı,( bazen atlette bile bakardı) okul önünde fena halde severdi. adamdan korkumuzdan cebimizde yağlanmış bez taşırdık ( ayakkabıya sürünce manyak parlıyor :) ) tüm okulla karneleri kendisi dağıtıyor. zayıfı olanlar için elinde ince bir sopa... takdirler okunuyor ve dağıtılıyor... teşekkürler dağıtılmaya başlandı, bir ara adımı duydum. şaşkın ördek yavrusu gibi seğirttim sahneye ve karneme iliştirilmiş teşekkürü aldım. ilginçtir hakkım olmayan bir belge oluşunun farkında oluşumdan mıdır, sevinemedim. zaten sonrada alamadım teşekkür.
Antalya anadolu lisesindeyekende bir takdir verdilerki, hatırladıkça gülüyorum. orta 3 te antalya ya taşınınca, bi baktım adamlar almanca 2 , ingilizce mat ve ingilizce fen görüyorlar. koku filimi gibi 3,5 yıl sonunda okulu yarım dönem uzattım. kredi tamamlamak için sporla ilgili 4 ders aldım. sene sonu hiç düşünmediğim bir takdir belgesi görünce iyice soğudum bu belgelerden.
şimdi bi de onur belgesi gibi bişi varki anlamış değiliim. o belgeyi almayan öğrencilerimiz onurumuzumu lekeliyor. neyse uzun yazmayı sevmem aslında ama önemlii değil kendime yazdığıma göre ...
19 Ocak 2008 Cumartesi
orda kimse var mııııı????
Bu blok olayına ilk girişim meraktandı. şimdi ise bi nevi günlük oldu benim için. bloğa sayaç ekledikten sonra yazı yazmak gizemli bir hal aldı. bi bakıyorum sayaçta rakamlar ilerlemiş. kim okuyorki acaba???
bazı öğrencilerimin bloğumu keşfetmelerinden dolayı sansür uygulama zorunluluğu doğdu. bu zorunluluk bloğumun rengini biraz soldursada yazmaya devam etçem.
sayaç demişken beni aldı biii merak. zahmet olmazsa yorum bölümüne kendiniz hakkında bilgi bırakırsanız sevinirim. bırakmazsanız, bloğumu ziyaret edenlerin hep aynı kişi olduğundan şüphelenecem.
yazı altında yorumu tıklayınca nickname bişi yazın, üstteki yazı yerine de tabi, altına da şifre girdinmi bitti gitti.
(not birilerinin olduğunu hissetmem yazma güdümü arttıracaktır)
17 Ocak 2008 Perşembe
16 Ocak 2008 Çarşamba
sobalı günler

sobalı evlerin keyfi başkadır; nohut kızartırsınız mesela, sobanız kuzineyse yemek yaparsınız içinde. hele de kediniz varsa mayışır sobanı yakınına izlersiniz keyifle. kedi dedim de aklıma geldi. sarışın bir kedimiz vardı ( gözünüzde canlandırmayın komik oluyor)
tek katlı üç evin yan yana yapışık olduğu bir lojmanda oturuyorduk. babam evimizin önüne bir cennet bahçesi yapmıştı. bahçenin etrafı farklı kalınlık ve farklı uzunlukta tahtalar ile örülmüştü. kapıya benim akıl ettiğim uzun bir yay takmıştık. içeri girmek için kapıyı açıp girdiğinde kapı kendiliğinden kapanıyordu. kapıdan girip s şeklindeki yolda ilerlerken ilk göze çarpan yerldeki çakıl taşlarıydı. 50 cm genişlikteki yolun sağında ve solunda boyunuz büyüklüğünde rengarenk çiçekler hoşgeldiniz derdi size. kendi diktiğiniz bir bitkinin büyümesini izlemek kadar keyif verici bir şey yoktur sanırım. kapıya yanaşınca genişçene yerden 1 metre yükseklikte bir beton karşınıza çıkar. nice balkona taş çıkaracak işlevsellikte bir balkondur bu. gününüzün büyük bölümünü bu balkonun üstünde kürsünüze kurulup sıcak çayınızı yudumlayıp bahçeyi izlemekle geçirebilirsiniz. bir dal olarak diktiğimiz akasyanın heybetli koca bir ağaca dönüşüp bahar ayında
o güzel çiçeklerinin kokusunu hissetmek muhteşemdi.
nedendir bilmem resmetmek istedim birden eski evimizi. kedi demiştim ilk baş, yok yok soba demiştim. hatta üstede kedi resmimi koymuştum ne :)
haa asıl anlatacağım olaya geleyim; kedimizi annem gece dışarı atıyordu ( annem kediyi severdi de, kedi koltukları sevmezdi sanırım. misafirlerin kullanabilecekleri o değerli :) kanepeleri kedimiz geceleyin canı sıkıldığından tırmalardı. bi ara baktık kediyi gece dışarı bırakmamıza rağmen kedi sabahları evde dolaşıyor. hatta misafir odasınında ışığı açık oluyor. ilk tırstık tabi ne oluyoruz dedik, kedi erdi mi :)))
meğer kedi gece çatıya çıkıyormuş, bacadan hop misafir odasındasına, atlarken ışığa baski koltukları tırmalarken daha büyük keyf al...
işte odur budur zaman akıyor değil mi ...
15 Ocak 2008 Salı
gülümsemek
keyifsiz olduğunuz zamanlarda sizi gururlandıracak, gülümsetecek anları düşünmek inanın hayatı daha çekilir hale getirecektir. benim böyle zamanlarda ilk aklıma getirdiğim marmara üniversitesindeki ulusal kongrede bildiri sunarkenki halim ( bir havalı bir kendine güven vardıki :) sormayın hele alkışların.... neyse ayıp gerçi böle şeyler anlatmak ama neyse bahsettim bi kere :)))
bir diğer yaptığım keyif getirici hareket ise yiğit özgürün karikatürlerine bakmak.işte...
beni güldüren karikatürler...





10 Ocak 2008 Perşembe
odur budur
ilk blog işine girdiğim günlerde aşağıdaki videonun sahiplernin amatör çalışmasını eklemiştim.
sonra bi baktık elemanlar tv programlarında boy gösteriyorlar filan.
izledik baktık tatları tuzları yok. onların çok izlenmesini sağlayan doğallıklarıydı neyse odur budur elemanlar sevenlerinin sözlerini dinleyip sempatik bi klip çekmişler buyrun izleyin
03 Ocak 2008 Perşembe
kolay çarpma
flaş flaş flaş
artık parmaklarınızla toplamanın dışında çarpma da yapacaksınız
:)
Math Trick For Your Fingers - Easy Multiplication - More amazing videos are a click away
30 Aralık 2007 Pazar
köyümüze dadanan çakallar
geçen sene köye gitmiştim orda çektim bu görüntüleri :)
köyün inekleri azalınca dedim bi araştıriiim
meğer aşağı kacarlar tarafından gelen hırçlar bizim heyvanlara dadanmış.
sonra gittim dereye bi iyi beslemiş kertenkele saldım ki hırçları kovalıya.
tabi bu da çözüm olmadı.
en son ineklere kitap dağıttım. böle sosyal sosyal konularda bilgilendirdim. derken inekler köye gelmez oldu baş kaldırdılar, yok efendim sütümüzün %50 si bizde kalcak filan...
bu atış böleee gider....
söz konusu videoyu 23 milyon dünyam insanı izlemiş, bi siz eksiktiniz buyrun...
bu arada yukarıdaki hikayenin devamı var ama istek olursa anca yazarım ;)
21 Aralık 2007 Cuma
öleeeeyiiiiiiiimm vallah vallah, öleyiiiiiiiiiimmmm billah billah
emimoğlu msn den bi youtube linki gönderdi. açtım hiç görmediğim bi tip, üfff nasıl dinlesem derken dinledim.
baktım adamın sesigüzel gibiiii
bi iki dinledikten sonra bloğuma koyiiiim bariii dedim
buyrun dinleyin ;)
17 Aralık 2007 Pazartesi
mimliycek buldum birisini
bu alçak olduğu kadar (bir çok güzel kelimenin sizlere anlatamayacağı kadar datlu) şirin bıket kardeşim durmuş durmuş yine mimlemiş beni. ama sanırım geçenki kadar aciz değilim artık :)) hahhahahahhaha
bilge mimledim seni
mim _ (Salzburg, avusturya;
mozart tın doğum yeriymiş ( bu arada mozart acaba zortlatma sırasında beste yapıyormuydu ????)
13 Aralık 2007 Perşembe
Eren Yazır
Herşey yakışıyordu sana da bi şu son yaptığın yakışmadı kuzen.
camer kelimesini dolduruyordun
munzuru yarıp geçiyordun
kavgadan korkupta hiç
geri adım atmıyordun
yakışmadı eren bu son yaptığın
ölüm yaşamdan tat alanları mı sever?
çoğu kişi tanıdım ot gibi yaşamış
bazısı yaşamışta kendine yaşamış
erenle yaşayanlar inanın çok tat almış
görmüş nasıl yaşanılacağını nasıl yaşanılmayacağını...
05 Aralık 2007 Çarşamba
29 Kasım 2007 Perşembe
çilibom
İnanmayacaksınız ama bu insanlar ile aynı ülkede yaşıyoruz. İlk izlediğimde yabancı bir ülke filan sandım. Birgün sizin düğününüzde de ortaya çıkabilirler dikkat :)))
25 Kasım 2007 Pazar
11 Kasım 2007 Pazar
03 Kasım 2007 Cumartesi
Buket tutturdu facebook a üye ol okul arkadaşlarını bulabilirsin, bak dene süper bişi, bugün şunla görüştük, şu gün munla görüştük...
üye oldum, kimsenin soyismini hatırlamıyorum, sinir oldum tabi.
bide zaten değerli dostlarımla ilişkiyi koparmadığım için böyle bişiyle ne uğraşcam dedim yan çizdim.
bi gün aklıma badem grubundan doğaç adlı sınıf arkadaşımın soy ismini hatırladım.
sonra onun resimleri ve arkadaşlarının resmlerine bakarken okulun yarısını buluverdim.
çok mutluluk verici bir duygu, bir zamanlar aynı havayı tenefüs etmiş olduğun kişilerin hayatlarının akışını gösteren resimleri incelemek. ne kadar da değişmiş tipler, kimi güzelleşmiş, kimi şişşmiş, kimi yavrulamış :)
bazılarına bir slm vermek anlamlı olacak, bi deneyeyim....
26 Ekim 2007 Cuma
uykusuzluk
20 Ekim 2007 Cumartesi
moviemaker çalışması
Buket kardeş tuturdu moviemaker diye bi program var uğraşsana dediydi de ben pek zaman bulamamıştım.
Bugün bi bakıveeeedim de abooovvv ne de güzeemişş.
yönetmenliğini yaptığım ilk filmi beğenilerinize sunuyorum buyrun izleyin .
(ikinci görünyünün arka planındaki sesleri silmeyi unutmuşum :) bi de sanırım uygun müziği seçemedim, ilk yüklediğim müzikten iyidir ama... )
11 Ekim 2007 Perşembe
balık çeşitleri
Yazın en yorucu ve en zevkli anlarından birinin görüntüsünü ekledim.
Tekne ile balığa çıkan bir ekibe dahil oldum. evden çıkış 04:30 olunca uyumaktan vazgeçtim internette knight diye bi oyuna takılim dedim. zaman çabucak geçti ve biz 05:00 da ekip ile antalya limanında tekneye bindik.
tekneden oltayı bıraktığımızda 60 metre yemlerin aşağısına inmesini beklemek gerçekten sabır ölçen bi deneyimdi. neyseki balıkların kancaya takılmasından sonra oltayı çekmek bu olayı daha katlanılır hale getiriyordu.
tekne ile açılmayı tavsiye ederim deneyin çok zevkli...
balıklar çeşit çeşit; mercan, palamut, izmarit, barbun, istavrit
07 Ekim 2007 Pazar
03 Ekim 2007 Çarşamba
02 Ekim 2007 Salı
yanlızlık
Yanlızlık çok tehlikeli bir olay. Yalnızlık kelimesi her defasında İlkayın şarkısını aklıma getiriyor.
"yanlızlık büyütür ama sonra yalnızlık çürütür..."
Her insan yalnız kalamaz. Güç ister yalnız kalmak. Dayanılmaz bir histir dünyada yalnız kaldığını farkedebilmek. Acı verir, debresyona sokar bu irkiliş. Güçlü karekterdeki insanlar bir bebek büyütür gibi geliştirirler karekterlerini bu süreçte. Paylaşılmayan sevgi, nefret, bilgi... bu süreçte insanın verimliliğini kısırlaştırdığı için, çürütmeye başlar bireyi giderek bu yalnızlık, bu çürüme ilk yalnızın bedeninde filizlenmeye başlarken giderek güçlü bir ağaç olur kök salar yalnızın kalbine. Sahiplenir yalnızı yalnızlık.
Peki nedir kurtuluş!!!
Tabiki en kutsal davranış kurtarır insanı bu durumdan. İnsan ancak yalnızlığını paylaşırsa yalnız kalmaz.
Yanlızlığınızı paylaşacak kadar cesur olun. Tanrı bile yalnızlığını paylaştığına göre...
29 Eylül 2007 Cumartesi
:) Karpuz :)
netten okuduğum ve çok güldüğüm bi fıkrayı aktarayım dedim...
Kadın kocasını arar ve akşama misafirlerin geleceğini söyler
adam da eve giderken manava uğrar.
-çok değerli misafirlerim gelecek. şurdan güzeel karpuzun varsa ver bi tane ( der)
-bey amca karpuzlarım hepsi çok iyi istersen hemen burda keseyim
adam eline tutuşturduğu karpuzu alıp keyifli şekilde evin yolunu tutar. akşam karpuzu yeme zamanı gelmiştir. adam karpuzu alıp herkesin önünde karpuzun faydalarından bahsederk kesmeye koyulur. daha bıçağı karpuza ilk saplayışında odaya berbat bi koku yayılır. adam mahçup ve sinirli bi şekilde geceyi geçirir.
sabah ilk işi manava gider ve
-Vallah manav kardeş seni tebrik etmeye geldim. hepimizi şok ettin
nasıl olduda karpuzu açmadan içine sıçtın tebrik ederim yaniiii
27 Eylül 2007 Perşembe
Benden Söylemesi
Yedek subay sınavı için Erzurum'a gidip hızlıcana ( sevdim bu kelimeyi :) ) Artvin'e döndüğümde;
"Bu yol çekilmez kardeşim, bidaha Erzurum, merzurum yolu çekmem, bu ne beee giiit giiittt" demiştim. Temmuz başı Erzurum'a görevlendirmem çıkınca, söylediğim sözler geldi hemen aklıma...
Bolu da öğrencilik hayatımda tanıdığım ve adam gibi adam işte dediğim bir arkadaşım vardı. Zaman zaman zihnimden geçerken "ne yazık bir daha karşılaşırmıyız acaba, zor be" ???
dün bi baktım Artvin'de yeğenini üniversiteye kaydetmeye gelmiş.
uzutmiiimm ,
benden söylemesi, olmaz olmaz demiyceksin
23 Eylül 2007 Pazar
yeeehooooo
Borçkadaki ilk yılımızda, sıkıntıdan halkoyunları kursuna gittik. iyiki gitmişiz.
aşağıdaki gençler kadar olmasada iyi oynuyoruz :)
mimlenmişik
Buket kardeş beni bloğunun içinde yer vermişik mimlemişik sazmışık.
ufak bir ürpermeden sonra bi telaş ile okumakta olduğum kitabın ( Parodi Yaşamlar (Serdar Rifat) ) 187. sayfasını açtım ....(Mimleme olayı, sana o anda en yakın olan kitabı bulup 187. sayfadaki ilk cümleyi bloğa yazmakmış)
"Ali Tahsin, odasının penceresinden, Şapel'in bahçesindekiMadonna heykelciğine bakıyordu"
şimdi tamam da ben kimi mimlesem ki....
bi sıkıntıdır aldı beni üüüfüfff. neyse bakcez çaresine artııkkk ;)
22 Eylül 2007 Cumartesi
tamirci
Arabamın motorunda ufak bir sorun vardı. kime götürsem tanıdıkta yokkk uffff derken. yeni müdürümüz sanayide kazıkçı bir arkadaşının olduğunu, kazık mazık iyi tamir ettiğini anlatttı.
ben kara kara düşünürken, üstü başı yağ içinde bir adam bankamatikten havale yapmasına yardımcı olmamı istedi.
hazır yardımcı olmuşum, dedim dur şundan güvenilir bir tamirci adresi alayım. adam demesin mi
"abi burdaki sanayiye gitme, yabancı olduğun belli fena kazıklarlar"
benim için giderek korku filmine ddönmeye başlamıştı ki, evsahibimin oğlu ile bir arkadaşına gittik. çok şükür bu dertten de kurtuldum. Allah daha büyük dert vermesin di mi ama ;)
AMİNNNNNNNNNN
19 Eylül 2007 Çarşamba
"kalemimun uci yooog"
:D bu gün acayip komik bi olay yaşadım
okulumuzdaki arkadaşlardan biri yüksek lisansa başvurmak için şehir dışında olduğundan bugünkü nöbetini ben tuttum ( kabul edildiğini burdan övünçle belirtirim).
öğrencilerin sınıfa girmesini sağlamaya çalışırken. birinci sınıflardan minicik bir kızın sırtında çantası, elinde kalemi hüngür hüngür ağlayarak merdivenlere yöneldiğini farkettim.
"kızım zil çaldı nereye ???"
"kalemimun uci yoog"
"ne olmuş"
"kalemimun uci yoog"
"anlamadım ne oldu kızım"
"kalemimun uci yoog"
:) "ver bakiiim kaleminu"
"ühühühüh ühühühü yog işte yoggg"
sınıfına götürdükten sonra bir arkadaşından kalemtraş aldım ve açmaya başladım
açıyorum, kırılıyor. açıyorum, kırılıyor. açıyorum, kırılıyor.
en son baktım kalem kalmıycak. kalemin ucu görülecek şekilde açtım ve kızı çağırdım.
"bak işte var ucu"
kız kaleminin ucunu görünce görnül rahatlığıyla sırasına oturdu. tabi beni de gün boyu sürecek bir surat ifadesi ile bıraktı :)
17 Eylül 2007 Pazartesi
aslan abime
hey gidi hey rüya gibi bi anı canlanıyor kafamda
.... . . . .
taner abim divanda bende halının üstünde yere uzanmış kıvır kıvır kıvrıyorum.
ikimizin ağzındada neşeli bir şarkı "kırmızı balık kaç kaç (balık ben oluyorum) balıkçı seni yakalayacaaakkkk (balıkçı malüüümm. abimi hep zorlardım bu basit oyun için. ne kadar önemliydi bu oyun benim için...23 , 24 yıl önce vay beeee
..... .. . .
bi çikolata benim elimde, bi diğeri abimin elinde. abim nedense çabucak mideye indirirken çikolatısını ben hep saklardım. (küçük kardeşiz ya)abimin karşısına geçip keyifli keyifli yemak daha zevkli gelirdi. ama yanlış hatırlamıyorsam ne yapar eder bi parça koparırdı benden. yönteminin ismi de vardı TERS PSİKOLOJİ :)
iyiki varsın be canım abiiiciimm..
çikolatalar helal olsun abime :)
happy birtday to youuu
mandalina suyu....
SEL
şok şok şok
bu bizim sakin akan dere ne yamanmış yavvvv!
okulumuzun kenarında incecik akan dere, okul yolumuzu, işyerlerini
elektrik direklerini, inekleri, kömürleri...
maffetmiş :) (maffetmek kelimesinin anlamını yollayanlara süpriz hediye var)
sabah herzamankinden 1 saat önce kalkmanın verdiği zevk ile harrrruuun abiyi beklerken [kendisinin yahudi bir servis şöförü olduğu hakkında dedikodular var
(para ile yakınlığından kaynaklı olduğu sanılıyor)]. yağmur ben ve elişi tek şemsiyeye mahkum edmişken, harrruuuuun beyy teşrf etti. yüzündeki ifade ve yol giüttuu demesinden ötürü pek sıkıştırmadık. yolla çıktıktan sonra da yollun gerçekten giütmuuuş olduğunu gördük.
fotorağrafı buraya 1,2 gün içinde eklerim.
15 Eylül 2007 Cumartesi
boğulma tahlikesi
sene, geçen senelerden biri, teyze oğlunun peşine takıldık yaş ortalaması benimkinin iki katı olan bi gurupla alabalık avına çıktık. balık yakalamak için kullandığımız sistem çok ilkel ve tehlikeli. çok deli akan munzur nehri içinde belimize kadar akar suda mebs (amerikan olta) ile alabalık avlamaya çalışıyoruz ( ölmeyede çalışıyoruz dense yeridir). nehrin daraldığı yerde akıllılık ediiimde hızlı geçiim dediiim. nehrin tam ortasında su iki ayağımıda yerden keser misali kesti .( teşbih te yapıyorum ona göre metnin edebi bi değeri var :) ) derken nehir beni evirip çevirip dururken kıyıya anca yanaşabildim. tırnaklarımı toprağa saplamaya çalıştıkça, su beni ileri ve dibe doğru çekiyordu. derken incecik çimlere parmak uçlarımla yapıştım, inanın o incecik çimlerin beni nasıl taşıdığına şimdi ile aklım ermiyor...
şimdi bu hikayede nerden çıktı di mi...
fotolara bakarken oranın resmini gördüm ve aklıma o olay geldi ve burda paylaşmak istedim.
balık aşkına
tek rakibim thy
14 Eylül 2007 Cuma
selaaammmm
Buket kardeşimi çok kıskanmamdan dolayı ortaya çıkan bloguma herkeş hoşgelmişşşş........
bu alanda nelere yer vereceğime daha karar vermedim...bölümleremi ayırsam (okul, cemre,yaşam...) hepsine ayrı bi blog mu açsam, ne yapsammm...
karar verince, mutlaka burdan haberiniz olur :)
bu aralar bi youtube videosudur, izleyip izleyip duruyozzz











































